20. Yüzyılın en esrarengiz olayı: Dyatlov Geçidi Vakası

Tabii ki esrarengiz olaylar arasında resmi olarak herhangi bir derecelendirme yapılmıyor. Ama alaca karanlık kuşağında fazlaca vakit geçiren birisi olarak ben böyle bir derecelendirme yapıyorum!

İnsanlık tarihinin gördüğü en kanlı iki savaşa sahne olan 20. YY boyunca birçok enteresan olay yaşanmıştır. Kimisi kulaktan kulağa yayılmış ve fazlasıyla abartılmış, kimisi sadece reyting malzemesi olarak kullanılmıştır. Ama bu olaylar arasında az bilinen, bilenler tarafından çok sorgulanan ve kimse tarafından açıklanamayan bir olay var; Dyatlov Geçidi Vakası!

Bu olay, benim gözümde kurgudan uzak ve yaşanmışlığı devlet arşivleriyle sabit olduğu için en tüyler ürperten olayların başında gelir.

Dyatlov Geçidi Vakası ile ilgili hazırlanmış 2 bölümlük muhteşem amatör bir Türkçe belgesel mevcut. “Amatör” kelimesini pejoratif anlamda kullanmıyorum, sakın yanlış anlaşılmasın! Yani ticari olmayan, televizyon kanallarında ya da sinemalarda yayınlanıp para kazanması amaçlanmayan bir belgesel demek istiyorum. Belgesel, Kaan Büyükanıt tarafından hazırlanmış ve tek kelimeyle şu kadarını söyleyebilirim; daha iyisi olamazdı.

“O kadar zamanım yok, hele bir anlat bakalım belki zamanım olunca…” diyecek olursanız olayı kısaca özetleyeyim.

Yıl 1959, aylardan Şubat

Igor Dyatlov ve beraberindeki sekiz arkadaşı, Ural Dağları‘nda bir geziye çıkarlar. Esasında bu 9 kişilik grup üniversite öğrencilerinden oluşur ama bunun yanında dağcılık konusunda da kendilerini geliştirmişlerdir. Yani neyin ne olduğunun fazlasıyla farkında olarak kuş uçmaz, kervan geçmez bir bölgede kamp yapmak için yola çıkarlar.

Ancak bu gezi sırasında bir şeyler ters gider ve her ne olduysa dağcıların tamamı ölür. Tahmin edilene göre 1 Şubat’ı 2 Şubat’a bağlayan gece, kamp kurdukları ıssız yerde hala bilinmezlerle dolu bir şeyler olmuştur ve 9 dağcı çadırlarını içeriden yırtarak kaçmaya başlamıştır. Üstelik -30 derece olan sıcaklığa rağmen birçoğu çıplak olarak çadırı terk etmiştir. Dağcılardan bir kısmı kamp alanının yakınlarında hayatını kaybetmişken diğer bir kısım biraz daha uzak bir bölgede bulunur. Cesetlerin bir kısmının üzerinde radyasyon tespit edilir. Gruptaki kızlardan bir tanesinin dili de kökünden itibaren yerinde yoktur. Bölgede vahşi hayvan ya da başka herhangi bir insanın izine rastlanmaz.

Ïàëàòêà Äÿòëîâöåâ

Bu olayın en kaba halidir. Emin olun belgeselde daha nice tüyler ürperten detay mevcut.

Olayın üzeri soğuk savaş yılları boyunca hep bir şekilde kapatılmış ve gündeme gelmesi engellenmiştir. Ancak Sovyetler dağıldıktan sonra olayla ilgili devlet arşivleri bir şekilde kamuoyuna sızmış ve olay tekrar konuşulmaya başlanmıştır. Devlet arşivlerinden çıkan dava dosyasının sonuç kısmında, dokuz gencin “karşı koymakta çaresiz kaldıkları bir güç tarafından” öldürüldükleri yazmaktadır.

9 dağcının karşı koymakta çaresiz kaldıkları güç neydi?

Igor Dyatlov ve dokuz arkadaşının başına ne geldiği hala esrarını koruyor. Olayla ilgili üretilen tüm senaryolar bir tarafından açık vermekte. Benimde aralarında bulunduğum 7 kişilik bir grup olarak, geçtiğimiz yıl 1 Şubat’ı 2 Şubat’a bağlayan gece toplandık ve dokuz dağcının başına ne gelmiş olabileceğini tartıştık. Öyle zannediyorum ki o gece Igor Dyatlov ve arkadaşlarını anan Türkiye’deki tek grup bizdik. Aynısını bu sene yine yapmayı planlıyoruz. Belki de bize katılmak istersiniz…

Not: Evde tek başınıza izlemenizi önermiyorum! (Gerçekten)

Bu olayla ilgili “Şeytan Geçidi” olarak Türkçeleştirilmiş bir de film mevcut. Buda traileri;

KEREM GÖK STORE AÇILDI! BENCE BİR GÖZ ATIN...

"TÜRK SİVİL HAVACILIK TARİHİNE DAMGASINI VURAN UÇAK KAZALARI"