Antonov AN-225 Hakkında Her Şey

Antonov AN-225 halen “dünyanın en büyük uçağı” unvanına sahip. Bugün bu dev uçak hakkında her şeye değineceğiz. Yani bugün büyük konuşacağız. 

Antonov 225’den bahsetmeden önce tabii ki Antonov’u ve onun kimine göre kardeşi ama bence babası olan Antonov AN-124’ü yakından tanımamız lazım.

1946 yılında kurulan Kiev merkezli Antonov, Soğuk Savaş yıllarında Sovyetler birliğinin uçak üreticilerinden bir tanesiydi. Aynı zamanda tramvay ve troleybüs de üreten şirket, halen Ukrayna’da faaliyetlerine devam etmekte.

Antonov, 1980’li yıllara gelindiğinde 124 modeli ile havacılık dünyasına damgasını vurmuştu. Antonov’un 124 modeli kısa sürede kargo taşımacılığının parlayan yıldızı olmuştu. Çok büyüktü, çok uzun menzile sahipti, benzersiz yükleme olanakları vardı ve en önemlisi de her ortamda uçuş yapabilirdi. 24 Aralık 1982 tarihinde ilk uçuşunu yaptı ve yaklaşık 4 sene süren test uçuşlarının ardından 1986 yılında hizmete girdi. Toplamda 55 adet üretilen AN-124, halen aktif kullanımda. Zaman zaman başta Trabzon olmak üzere Türkiye’deki bazı meydanlarda görülmektedir.

AN-124’ün güçlü yapısı, boyutları ve benzersiz tasarımı sayesinde her koşulda kullanılabiliyor olması, onu farklı ihtiyaçların vazgeçilmezi yapmıştı. Ancak 1980’lerin sonuna yaklaşılırken, son demlerini yaşayan Sovyetler Birliği’nin gerçekten çok benzersiz bir ihtiyacı ortaya çıkmıştı.

Eveeet, dünyanın en büyük uçağının hikayesini anlatırken Buran uzay programına değinmemek imkansız. Çünkü AN-225 gibi bir güzelliği Sovyetlerin Buran uzay programına borçluyuz. Hadi biraz da Buran’a göz atalım.

1970’li yıllara gelindiğinde uzay yarışı boyut değiştirmişti. 1960’larda gövde gösterisi haline getirilen “önce kim yapacak” yarışı, 1970’lerde ve sonrasında daha olası bir savaşta üstünlük mücadelesine dönüşmüştü. Aya gitme mücadelesi, yerini yakın yörüngede hakimiyet mücadelesine bırakmıştı.

Amerika’nın yakın yörünge için yeni uzay mekikleri geliştirdiği haberi Moskova’yı terletmeye başlamıştı. Olası bir savaş durumunda Amerika’nın geliştirdiği mekikler Sovyet topraklarını karış karış görüntüleyebilir, hatta atmosferde yol alabilme özellikleri ile tüm radar sistemlerini delip Sovyet topraklarına bile girebilirlerdi. Kısacası Sovyetler Birliği de bir uzay mekiği geliştirmeliydi.

Buran uzay programı işte bu düşüncelerle başladı. 1979 yılına gelindiğinde mekiğin tasarımı hazırdı. Dış görünüş olarak neredeyse Amerika’nın uzay mekikleri ile aynı olmasına rağmen, Buran’ın sistemleri çağın bir adım ötesindeydi. Buran tamamen bilgisayarlar tarafından uçurulabilecek kapasitedeydi.

Takvimler 15 Kasım 1988’i gösterdiğinde, Buran uzay mekiği ilk ve son kez uzaya çıkmıştı.

Hikayenin sonrasını tahmin edebilirsiniz. 1989’da Berlin Duvarı yıkıldı ve aslında Soğuk Savaş bitti. 1991 yılında da Sovyetler Birliği dağıldı. Haliyle Buran Uzay Programı’nın da sonu geldi. 1993 yılında program tamamen iptal edildi. Buran programı, insanlık tarihine doğrudan bir iz bırakamasa da, dolaylı olarak çok büyük bir iz, bir miras bırakmıştı.

Buran uzay mekiği uzaya çıkabilecek kadar iyi uçuyordu belki ama atmosferde yolculuk yapması için başka bir uçağa ihtiyacı vardı. 90 tonluk dev mekiğin fırlatma bölgesine nasıl taşınacağı sorusu cevapsız kalmadan Sovyet mühendislerinin bir çözüm bulması gerekiyordu. Onu bir uçağın sırtına koyup A noktasından B noktasına taşımayı hedefliyorlardı. Ama hangi uçak?

Amerika Birleşik Devletleri, uzay mekiklerini taşımak için bir Boeing 747’yi modifiye etmişlerdi. Benzer bir modifikasyonda Sovyet cephesinde yaşanacaktı. Bu iş için en uygun uçak da Antonov AN-124’tü.

Antonov 124 ve 225’e dışardan baktığınızda çok benzediklerini fark edersiniz. Başlıca tasarım farkları kuyruk bölümündeki dikey sabitleyici de yapılmıştı. Çünkü üzerine uzay mekiği yerleştirildiğinde 124’teki dikey sabitleyici tasarımı bir işe yaramayacaktı. (dikey sabitleyiciye gidecek hava akımını keseği için.) Yeni uçağın 90 tonluk bir mekiği ve kendi devasa gövdesini taşıyabilmek için de ekstra güce ihtiyacı vardı. Bu yüzden AN-124 gibi 4 motorlu değil 6 motorluydu.

Buran uzay mekiğini taşıyabilmek için Antonov AN-124 üzerinden geliştirilen yeni model Antonov AN-225 olarak tescillendi. Bu koca deve Mriya yani “hayal” adı verildi.

Uzunluğu 84 metre, kanat genişliği 88 metre, genişliği 18 metre olan, 6 dev motoru sayesinde 640 ton ağırlığı ile yerden havalanabilen, tüm bu abartılı boyutlara rağmen 15 bin 400 kilometre yol alabilen uç noktaların uçağıydı.

O dünyanın en büyük uçağıydı…

Sovyet mühendislerin yine elinin ayarı kaçmıştı ve dünyaya gerçekten büyük bir miras bırakmışlardı. Antonov 225 halen dünyanın en büyük uçağı ve halen bazı kargo operasyonları için alternatifsiz. Hatta o kadar büyük ki, dünyaya 1 tane yeter demişler ve ikincisi Antonov 225’i tamamlamadan bırakmışlar.

Kendisini dünya gözüyle hiç görmedim ama fotoğraflarına bakınca bile şunu hissediyorum. Bence bu boyutlardaki bir uçak uçamaz. Eğer uçuyorsa bence yer çekimi yok. Varsa bile bu minik kuşa kıyak geçiyor!

21 Aralık 1988 günü tüm dünyanın gözü bu dev uçağın üzerindeydi. Antonov 225 ilk uçuşunu yapacaktı ve Sovyet mühendislerinin bu dev fantezisinin yerden havalanamayacağına gerçekten inanan büyük bir kitle vardı.

Ama yanılmışlardı. 21 Aralık 1988’de Antonov AN-225’in dev gövdesi, şaşkın bakışlar altında yerden kesilmiş ve gökyüzü ile buluşmuştu.

1989 yılında Paris Airshow’da sergilendiğinde herkes onu inceliyordu. Üzerindeki uzay mekiği ile yaptığı gösteri uçuşu herkesin ağzını açık bırakmıştı. Onu bir yolcu uçağı yapmayı düşünenler vardı. Hatta bir “uçan otel” konsepti için bile Antonov’la görüşmek isteyenler olmuştu.

Antonov 225 bir yolcu uçağı olarak değerlendirilmek istense, 1500’den fazla yolcu taşıyabilirdi. Günümüzde en büyük uçağı unvanını elinde bulunduran A380’in maksimum 853 yolcu taşıyabiliyor. Yani Antonov 225, A380’in iki katı yolcu taşıyabilicek bir uçak.

Ancak 225’in bir star olduğu günler çok hızlı geride kalmıştı. Sovyetler Birliği’nin dağılması ile ortalık öyle bir karışmıştı ki, dünyanın en büyük uçağı bir köşede çürümeye terk edilmişti. Motorları sökülmüş, hatta işe yarar diğer ekipmanları da başka uçaklarda kullanılmak üzere alınmıştı. Antonov 225, belki de bir daha asla kavuşamayacağı gökyüzünü seyrederek çürüyordu.

Sovyetlerin en iyi uçak üreticilerinden biri olan Antonov, kapitalizme çok hızlı uyum sağlamıştı. Kiev merkezli şirket, elindeki uçaklarla kargo operasyonları yapmaya başladı. Onlara yol yordam gösterecek bir İngiliz şirket danışmanlığında Antonov Airlines ortaya çıktı. Antonov Airlines, en imkansız kargo operasyonlarının aranan şirketi haline gelmişti.

1990’larda Antonov Airlines olarak elindeki kargo uçaklarını değerlendirmeye başlayan şirket, AN-124’lerden oluşan filosu ile kısa sürede vazgeçilmez olmuştu. Çok ağır ve büyük yükleri hava yolu ile taşımanın tek yolu Antonov Airlines olmuştu. Talep her geçen gün artıyor, müşteriler her geçen gün daha büyük bir kargonun havadan taşınmasını talep ediyordu. En nihayetinde Antonov Airlines çok büyük bir kargo uçağına ihtiyaç duyar hale gelmişti. Hatta mümkünse en büyük…

2000 yılında Antonov 225’in hikayesi tekrar başlamış oldu. Antonov Airlines onu tekrar gökyüzü ile buluşturmaya karar verdi. Bu tabii ki göründüğü kadar kolay değildi. Her şeyden önce bu uçak 8 sene boyunca çürümeye terk edilmişti. Üstelik Sovyetler Birliği döneminde bir uzay mekiği taşıması için geliştirilmişti ve sivil uçuşlar için sertifika almamıştı. Uçak yenilenecek, modifiye edilecek ve otoritelerden sertifika alacaktı. Antonov Airlines’i çok zorlu bir süreç bekliyordu.

Antonov Airlines, 225’in üretiminde çalışan tüm mühendisleri tekrar bir araya getirmeyi başarmıştı. Toplamda 20 milyon dolar harcayarak bu minik kuşu tekrar uçabilir hale getirdi. Dünyanın en büyük uçağı 2001 yılında tekrar gökyüzü ile buluştu.

Zaman zaman Türkiye’ye de gelen bu minik kuş 2011 yılında Esenboğa Havalimanı’na inmiş. 2013 yılında da Samsun’a tren getirmiş.

Kargo taşımak için Antonov 225’i kullanmak maliyet açısından pek mantıklı olmasa da 189 tonluk bir jeneratörü bir gece içinde dünyanın öbür ucuna yollamanın başka yolu da yoktur. İşte bu yüzden Antonov 225 benzersizdir ve vazgeçilmezdir.

Antonov 225’ten sadece 1 adet var. Aslında ikinci bir uçağın yapılması planlanmış ama Sovyetler Birliği dağılınca o uçakta yarım kalmış. O zaman şimdi size sevineceğiniz bir gelişmeden bahsedeyim, geçtiğimiz aylarda çıkan haberlere göre, bu uçağın seri üretime geçmesi için bir anlaşma imzalanması planlanıyor.

Şimdi de AN-225 ile ilgili şaşıracağınızı tahmin ettiğim bazı rakamlardan bahsetmek istiyorum.

-Arkada dikmelerinde çift sıra, 7 adet lastik bulunmakta. Yani arkada iniş takımlarında 28, ön iniş takımlarında da 4 olmak üzere toplam 32 lastiğe sahip. Ve her 90 iniş sonrasında lastiklerinin değişesi gerekiyor.

-Kargo bölümünün uzunluğu bir baştan diğerine 43 metredir. Bu da uçağın mucidi Wright kardeşlerin yaptığı ilk uçuşta kat ettikleri mesafeden fazladır. Wright kardeşler ilk uçuşlarında 37 metre yol alabilmiştir.

-300 tondan fazla yakıt almaktadır ve duruma göre uçağın tüm depolarının doldurulması yarım gün sürmektedir. Havada yol aldığı her 1 saatte ortalama 16 ton yakıt tüketir.

-Toplam 253 ton kargo taşıma kapasitesine sahiptir. Küçük bir karşılaştırma yapmak isterseniz, Boeing 777’nin kargo versiyonunun maksimumu 103 tondur.

-Maksimum kalkış ağırlığı 640 tondur. Evet, doğru duydunuz, 640 ton gökyüzü ile buluşmaktadır. Yine küçük bir karşılaştırma yapmanız için belirteyim, dünyanın en büyük yolcu uçağı Airbus A380’nin maksimum kalkış ağırlığı 520 tondur.

Eğer sizde iyi bir çocuk olursanız, bir gün Antonov 225’i görebilirsiniz.

KEREM GÖK STORE AÇILDI! BENCE BİR GÖZ ATIN...

"TÜRK SİVİL HAVACILIK TARİHİNE DAMGASINI VURAN UÇAK KAZALARI"

İlginizi çekebilir...

İkinci Antonov An-225 Nerede? Antonov An-225 Mriya, halen dünyanın en büyük uçağı unvanına sahip. O kadar büyük ki, ikincisine yer kalmamış, sadece bir adet üretilmiş! Ya da biz...