6 ay boyunca 1 günü beklemek…

Gittiğin gibi dönmek, bıraktığın gibi bulmak üzerine…

Savaşın ortasında hayatta kalma mücadelesi vermedim belki ama içinizden 173’e kadar sayın desem, yarısında sıkılır bırakırsınız. 173 günün sonunda eve dönmüş olmanın yarattığı duygusal yoğunluk ile hayatımın en keyifli yolculuğunu anlatmak istedim size. Bir de “döndüm ben, artık buradayım” demenin bir yolu aslında bu cümleler…

Askere gitmek için evden çıkmak var, bir de dönmek…

Yolculuk havalimanına gidince başlar derler ya, havalimanında içim içimi yemeye başladı. Aylar önce aldığım biletin check-in işlemini yapmak için bankoya geldiğimde uçuşa neredeyse 2 saat vardı. Geçer mi 2 saat? Geçti gitti işte. Sonunda beni dönüş yolcuğuna çıkartacak Airbus A321’e doğru yürüyordum. Apronda yürürken demirden kuşa şöyle bir baktım ve kulağına fısıldadım; hadi dostum, beni evime götür.

Koltuğum 34A idi. 34’e check-in yaptırdım çünkü çok romantik davranırım bu tür konularda. İstanbul’a dönüyorum ben, neden 33 ya da 35 olsun ki, 34 olsun. Koltuğuma kurulup hayatımın en özel yolculuğuna hazırlanıyordum. Derken pushback, derken piste doğru taksi… Aylardır her fırsatta hayalini kurduğum dakikaları yaşıyordum. Gece 3-5 nöbetinde, sabahın köründe mıntıka yaparken, akşam uykuya dalmadan önce hep tekerleklerin yerden kesileceği anı düşündüm.

Veee TAKE-OFF THRUST!

Gaz kolları açılıp motorlar yırtınmaya başladığında düğümlenen boğazım yavaş yavaş çözülüp görevi gözlerime devretti. Uçak pistte hızlanırken neden ağlar ki bir insan? Aylarca o kalkışı beklerse ağlar.

Ön tekerlekler kesildi pistten, bence geri dönüşü yok bu işin! 25 Ocak 2016 saat 19:00, kalkar mı lan bu uçak derken kalktı sonunda işte. Vücuduma yüklenen G kuvvetiyle hayatım boyunca yaşayamayacağım şeyler hissettim. Derken ada küçülmeye başladı altımda. Derken Girne’yi geçip Akdenize doğru açılmaya başladık.

Hani her nöbette dakikalarca, gözden kaybolana kadar izlediğim uçak varya, işte o uçağın içindeydim sonunda.

Gözden kayboldum. Elveda Kıbrıs!

Tırmanışta güzel güzel türbülansa girdik, tıpkı askerliğim gibi baya baya kanatlara işkence ediyor değişken hava akımları. Düz uçuşa geçtik, aylar sonra Türkiye topraklarını görüyordum. Düz uçuşta yine sert türbülanslar… Tıpkı askerliğim gibi! Yanımda oturan hanımefendi, sen korkuyorsun belki biraz ama ben gerçekten çok eğleniyorum.

Bursa üzerinde alçalmaya başladık. Resmen sona yaklaşıyoruz! Hani kucaklamak ister mi insan koca şehri? İmkan verseler tüm şehirle tek tek kucaklaşırım öyle özlemişim. Ama asıl heyecan şimdi başlıyor. İlk nereden göreceğim aşkımı, İstanbul’u? Galiba Beykoz üzerinden döneceğiz diyorum.

Anlıyorum ya bu işlerden, kestireceğim ineceğimiz pisti. Ama bir dakika, deniz üzerindeyiz? Galiba iniş kuyruğu uzun, Karadeniz’e açılıyoruz. Sola dönüşe başlayıp 23’ü karşılarız. Dur bir saniye, dönüyoruz ama ne tarafa? Hmm, sağdan dönüşteyiz. Allah’ım neredeyiz kafam allak bullak oldu.

Derken dönüşü tamamlıyoruz. Büyükçekmece koyunu görüyorum. Ambarlı limanı tam karşımda, biraz üst taraflarda evim.

SET FLAPS FULL

Bu hikaye buraya kadar, yayında ve yapımda emeği geçen herkese teşekkürler. Sonunda dokunduk piste, resmen İstanbul’dayım, döndüm resmen!

Uçaktan in, pasaporttan geç, çantanı bekle ve sonunda çıkış kapısı. Aylardır hayali kurulan o kapıdan geçtim.

Taksiye doğru giderken “eve gidiyorum” diye bağırdım. Neden baktınız ki garip garip? Koğuşa değil, otele değil, misafirliğe değil bildiğin eve gidiyorum işte!

Taksiye bindim, eve gidiyoruz abi dedim. Anlamadı, Beylikdüzü dedim. Ben şokumu atlatana kadar sen varırsın zaten.

İnsan trafiğini bile özler mi? Özler! Vallahi özler!

Evin önünde indim. Evet, kesinlikle rüyada olmalıydım. Daha önce olmuştu ya hani defalarca. Koğuşta uyurken rüyamda askerliğin bittiğini görmüştüm. “Koğuş kalk” diye bir ses duyup hayatıma devam etmiştim sonra. Galiba öyle bir şey.

Eve girmeden bir sigara içeyim dedim. Hani evden ayrıldığım o sıcak Ağustos sabahını yad edeyim.

6 ay bitti de, o sigara bitmedi. Yarısında attım.

Küçük bir sürpriz evdekilere, hayatımız boyunca unutmayacağımız bir an yaşayalım hadi.

Apartman kapısını açtırmak için 1 numaranın zilini çaldım. “Askerden geldim abi kusura bakma” dedim. Biraz baktı sanki ama affetsin artık…

Gözlem deliğini kapattım kapının, zili de çalmadım, elimle çaldım kapıyı. “Kim o?” diye soran annemdi. Cevap vermedim tekrar sordu, yine vermedim yine sordu. Hadi ama artık, açılsın şu kapı derken açıldı. “Bak bakalım kimmiş o?”

Benim tabii, öyle kandırırlar adamı, sen 2 gece sonrası için bana ne yemek yapacağını düşün dur hala.

Gerisini tahmin edin işte…

Gittiğim gibi dönmek, bıraktığım gibi bulmak için dua ettim hep.

Duam tuttu.

Darısı askerde olan ve askere gidecek olan herkesin başına.

HOŞ BULDUK İSTANBUL!

KEREM GÖK STORE AÇILDI! BENCE BİR GÖZ ATIN...

"TÜRK SİVİL HAVACILIK TARİHİNE DAMGASINI VURAN UÇAK KAZALARI"

İlginizi çekebilir...

Anlatmam lazım… Biliyorsunuz, belki de hayatım boyunca yaptığım en aklı başında işi yapıyorum şu sıralar. Tahmin ettiğim gibi, çok bunalıyorum, çok yoruluyorum. ...