Bitlis’te Düşen İngiliz Uçağı Ne Taşıyordu?

Bugün Süphan Dağı’na düşen bir kargo uçağının ardında bıraktığı esrarın peşinden koşacağız…

Soğuk savaş yılları ne kadar çok sevdiğimi daha önce defalarca söyledim. Neden biliyor musunuz? Çünkü merak edilmeye değer o kadar şeyi kucaklamış ki ikinci dünya savaşında oluşan iki kutuplu dünya. Peki, Türkiye bu işin neresinde? Yani soğuk savaş yıllarında gizli kapaklı bir süre oyun dönerken, casusluk faaliyetleri almış başını giderken Türkiye’de hiç mi enteresan şeyler olmuyordu? Olmaz mı ya? Türkiye, her zaman soğuk savaşın kritik bir oyuncusuydu. Haliyle, bir zamanlar Türkiye’de de çok enteresan şeyler oldu…

1959 yılının 23 Nisan günü Londra’dan havalanan sivil tescilli bir kargo uçağının hikayesi, Türkiye’de, Süphan Dağı’nda son bulacaktı. Hikayeyi esrarengiz ve anlatılmaya değer kılan şey ise düşen uçağın gizemli kargosuydu. Tam olarak ne olduğu halen aydınlatılamamış olan bu kargonun uçağın düştüğü yerde yarattığı olumsuz etki uzun yıllar devam etmiş,belkide halen devam etmektedir.

Air Charter şirketine ait bir Avro Super Trader IV tipi kargo uçağı, 23 Nisan 1959 tarihinde Avustralya’daki Woomera Füze üssüne askeri bir kargo taşıması için kiralanmıştı.

1950’lerin havacılık teknolojisi İngiltere’den Avustralya’ya tek solukta uçmaya izin vermiyordu. Bu nedenle kargo uçağının belli havalimanlarına uğrayıp yakıt ikmali yapması gerekiyordu. Planlanan rotaya göre Londra’dan kalkan uçak Ankara’ya inip yakıt ikmali gerçekleştirecek, daha sonra Bahreyn’e ulaşacak, oradan da Avustralya’ya doğru havalanacaktı.

Burada araya girip eklemek istiyorum. Bu Avustralya’daki Woomera dediğimiz bölge, Amerikanın 51. bölgesi gibi girişi bırakın yaklaşmanın bile çok tehlikeli olduğu ve komplo teorisi severlerin ilgi odağı olmayı başarmış yasaklı bir bölgedir.

Taşıdığı esrarengiz kargo ve 12 mürettebat ile birlikte Londra’dan havalanan uçak sorunsuz bir yolculuk sonrasında Ankara’ya ulaşmıştı. 23 Nisan günü sabah saatlerinde Ankara’dan Bahreyn’e doğru havalanan uçak,08.14’te Gemerek saat 08.59’da Elazığ hava trafik kontrol istasyonu ile bağlantı kurmuştu. Uçak son olarak 09.26’da Muş üzerinde olduğunu rapor etmiş ve daha sonra radar ekranlarından kaybolmuştu. Artık İngiliz Kargo uçağına yapılan tüm çağrılar cevapsız kalıyordu…

Evet, tahmin edebileceğiniz gibi uçak düşmüştü. Yani 1959 yılı için çok da ekstrem bir durum yok ortada. Ama asıl hikaye bundan sonra başlıyor işte…

İçinde Woomera üssüne götürülmek üzere yüklenmiş gizli bir kargo bulunan İngiliz uçağı, rütbeli askerler ve bilim adamlarından oluşan 12 kişilik mürettebatı ile birlikte Süphan Dağı’na düşmüştü. Arama kurtarma görevi için 1954 yılında, dönemin Kıbrıs Cumhuriyeti’nde kurulan İngiliz Hava Kuvvetleri Dağ Arama Kurtarma Ekibi görevlendirildi. Derhal Kıbrıs’tan havayolu ile Diyarbakır’a intikal eden İngiliz arama ekibi, önce Türkiye’ninde desteği ile havadan Van Gölü civarını taramaya başladı. Uçağın nereye düştüğünü bulmak bile günler sürmüştü. 6 günün sonunda Süphan Dağı’nın yükseklerinde tespit edilen enkaza ulaşmak için derhal yola çıkıldı. 23 Nisan 1959 günü düşen uçağın enkazına mayıs ayının başlarında ulaşılabilmişti.

Yani enkaza ulaşmak bile günler hatta haftalar sürmüştü. Ama öyle ya da böyle sonunda İngiliz ekip Süphan Dağı’ndaki enkazın yanındaydı. Sonra ne yaptılar dersiniz?

Tahmin edebileceğiniz gibi uçaktaki 12 kişiden kurtulan yoktu. Zaten İngilizlerin enkaza ulaşmak konusunda aceleci davranmalarının sebebi belli ki mürettebatın hayatını kurtarmak falan da değildi. Çünkü enkaza ulaşan İngiliz ekipte bir de din adamı bulunuyordu.

Ne alaka şimdi din adamı?

İngilizlerin cesetleri ülkelerine götürmek ve bir cenaze töreni düzenlemek gibi bir niyetleri yoktu. Ekipteki din adamı tarafından düzenlenen kısa bir ritüel ardından cesetleri oracıkta gömdüler.

Şimdi geliyoruz şu esrarengiz kargoya. Cesetleri hemen oracıkta yok eden ekip uçağın taşıdığı kargoyu da yine orada imha etmişlerdi. Enkazı da patlayıcılar yardımı ile havaya uçurmuşlardı. Eee, şimdi? Neydi arkadaşım bu kargonun içeriği…

Kargonun içeriği halen kesin olarak bilinmiyor ama olayın günümüze yansımaları bize bazı ip uçları vermekte. 2000 yılında, uçağın düştüğü bölgeye yakın bir köydeki kanser vakaları haberlere konu oldu. Bitlis’in Adilcevaz ilçesinin Norşancık köyü, kazanın olduğu yere yakın bir köy. İddiaya göre, o dönem merak edip enkaz alanına giden ve oradan ufak tefek uçak parçaları tüm köylüler 1960’lı yıllarda kanser nedeniyle hayatını kaybetmiş.

Yani kargonun bir nükleer madde olduğu kesin gibi. Ama nasıl bir nükleer madde olduğu halen esrarını koruyor. Yabancı kaynaklarda kargonun bir çeşit nükleer füze başlığı olduğu en güçlü teori olarak gözüküyor. Ama yine de hiçbir şeyi kesin olarak bilmiyoruz.

Kazaya neyin sebep olduğu da kesin değil. Ama uçak zor bir koridorda yol alıyordu ve bir sebepten dolayı rotasından sapmış olabilir. Eğer aşırı soğuyan hava da navigasyon cihazlarını etkilediyse uçak Süphan Dağı’na doğru uçmuş olabilir. Yani bunu söyleyen ben değilim, dönemin Türk hava yolları pilotları.

Bilinmezlerle dolu bir videonun daha sonuna geldik.

KEREM GÖK STORE AÇILDI! BENCE BİR GÖZ ATIN...

"TÜRK SİVİL HAVACILIK TARİHİNE DAMGASINI VURAN UÇAK KAZALARI"

İlginizi çekebilir...

Uçaklar Düşmeden Önce Çekilen Son Fotoğrafları... https://youtu.be/R88vhSiw3a4 Meksika Havayolları Uçuş 498 Tarih: 31 Ağustos 1986 Meksika’nın Tijuana kentinden Los Angeles’e uçan Meksika...
Dünyanın En Büyük Uçak Kazası; Tenerife Faciası... Kanarya Adaları size deniz, güneş, kum gibi gülümseten detayları hatırlatıyorsa ve bunun böyle kalmasını istiyorsanız bu yazının devamını okumayın. Çü...
Germanwings Kazasının Perde Arkası Psikolojik sorunlarla boğuşan bir pilot tarafından uçurulan bir uçak, sonrasında yaşanan trajedi ve bir uçak kazasının perde arkasında kalan hikaye......
Trajedinin ardından; 150 Cesede 1 Gece Boyunca Bek... Düşünün, havada yer etmiş ve dağılmak bilmeyen kesif bir jet yakıtı kokusu, demir yığınları ve 150 kişinin parçalanmış cesetleri arasında koca bir gec...
Suçu pilota yüklemek; Almanlar bunu daha önce de y... "Havacılıkta güvenliğin odak noktasına pilotlar konulur ve her uçak kazasından sonra ilk suçlananlar pilotlardır. Öyle tahmin ediyorum ki, otoriteler ...