36 Sene Sonra Aynı Kare

kerem_gok

Tam 2 sene önce bugündü…

2012 yılında babam Hüseyin Gök ile birlikte, Isparta’ya ilginç ve anlamlı bir ziyaret gerçekleştirmiştik. 19 Eylül 1976 tarinde düşen bir yolcu uçagından geriye kalanları bulmak için Isparta’nın yüksek tepelerinde saatlerimizi harcamıştık. Kaza alanında, 154 kişiyi son yolculuğuna çıkaran bir Boeing 727 enkazından arta kalan irili ufakli bir çok parça bulduk. Uçak Karatepe isimli bir yere düşmüştü. Karatepe’de hayatını kaybedenleri andık ve geri döndük…

Aslında bu ilginç maceranın tüm detaylarını, 500Knots’da paylaşmıştım. Daha sonra bazı sebeplerden dolayı yazıyı web sayfasından kaldırmak durumunda kaldım. Kitabımda da uzun uzun bahsettiğim bu anlamlı ziyaretin detaylarını mutlaka öğreneceksiniz. Ama önce sizinle çok özel iki kare paylaşacağım.

Kaza alanında 400’den fazla fotoğraf çekmiştim. Hiç bir detayı kaçırmak istemiyordum. Eve döndükten sonra uzun uzun fotografları inceledim ve aşagıda gördüğünüz benzerliği fark ettim.

Soldaki fotoğraf, olayla ilgili haberde yer alan 21 Eylül 1976 tarihli Milliyet gazetesinden alıntı, sağdaki ise 36 sene sonra tarafımdan çekilen.

Dağlar, tepeler, bitki örtüsü ve geriye kalan derin acı. 36 sene sonra değişen çok az şey var…

1976_isparta_ucak_kazasi_enkaz

Concorde’nin Önünde Saygı Duruşu

Concorde, benim için tüm zamanların en asil ve en özel uçağıdır. Öyle tahmin ediyorum ki sonsuza kadar da öyle kalmaya devam edecek…

Size uzun uzun Concorde’nin hikayesini anlatmayacağım. Zamanında anlattım zaten, merak edenler buraya tıklayarak 2012 yılında yazdığım yazıyı inceleyebilir. Burada onunla baş başa geçirdiğimiz çok özel birkaç dakikadan bahsedeceğim.

Birkaç sene önce onu ziyarete gittim. Paris’te bulunan Le Bourget Havacılık ve Uzay müzesi, prototip, yani ilk Concorde’nin (Concorde 001) sergilendiği yerdir. Ayrıca Air France filosundan emekli bir Concorde’de aynı hangarda yer almaktadır.

Le Bourget Havacılık ve Uzay müzesi izlenimlerimi kokpit.aero sayfası için yazmıştım. Dilerseniz o yazıya da buradan ulaşabilirsiniz.

İki Concorde’nin sergilendiği hangara doğru yürürken heyecandan uçuyor gibiydim. Aşırı heyecanlandığım için giriş ile hangar arasındaki yolda neler düşündüm, neler yaptım açıkçası ben de çok net hatırlamıyorum. Hangara girdiğimde “aman tanrım!” dedim. Düşündüğümden çok daha ihtişamlı, çok güzel gözüküyordu. Gel de aşık olma!

concorde_muze

Zamanla ilgili bir sıkıntı yaşamamak için sabahın erken saatlerinde müzeye gelmiştim. O gün, öğleden önce Concorde hangarında bir davet düzenlenecekti ve bu yüzden Concorde hall öğleden sonra ziyarete açıklacaktı. Tabi, beni tutabilene aşk olsun! İçeri girer girmez saf aşıklar gibi dalıp gitmişim. O ara da yanıma bir güvenlik görevlisi geldi. Kapalı olduğunu söyleyip duruyordu. Daha sonra içeride daha yetkili bir abi buldum ve İstanbul’dan sırf Concorde’yi ziyaret etmek için geldiğimi söyledim. Sağ olsun, bana biraz zaman tanıdı ve her iki uçağında kabinine girerek biraz olsun heyecanımı yatıştırdım. Ona uçarken binmek kısmet olmadı ama yerdeyken Concorde’ye binmiştim. Öyle ya da böyle, artık ben de Concorde’ye binen özel insanlardan birisiydim.

Concorde hangarındaki davet bitti ve öğleden sonra hall tekrar ziyarete açıldı. Aylardan kış, günlerden Çarşamba olduğu için etraf hayli tenhaydı. Aylardır, hatta belki yıllardır hayalini kurduğum şeyi gerçekleştirmek için süper bir ortam! Telefonumdan aşağıda izleyeceğiniz, kim tarafından hazırlandığını bilmediğim ama her izlediğimde tüylerimi diken diken yapan videoyu açtım, kulaklığımı taktım, Concorde’nin karşısına geçtim. Tam karşımda gerçek bir Concorde, ekranda binlerce kez izlediğim bu harika video. Evet, o dakikaların hayatımın en güzel zamanları sıralamasında yeri hayli yüksek…

11 Eylül 2001 günü ABD seferini yapan THY uçağı

“Ben de o uçaktaydım!” diye bir giriş yapmak isterdim ama yok öyle bir şey. Henüz 10 yaşında bir çocuktum ve olayı televizyondan canlı olarak izliyordum. Ben bile bir şeylerin çok fena ters gittiğini anlamıştım. Canlı yayında dumanlar içinde kalan New York’a bakıyor ve “acaba bundan sonra ne olacak?” diye düşünüyordum.

Aradan yıllar geçti ve o gün ABD hava sahasındaki ticari uçuşların akibetini merak etmeye başladım. Pilotlar ve yolcular neler hissettiğini, neler düşündüğünü ve nasıl reaksiyon verdiğini hayal etmeye çalıştım. Derken, o gün ABD’ye uçan Türk Hava Yolları seferine ne olduğunu araştırmaya başladım. Belki o gün ABD hava sahasında olan bir THY uçağı varsa, bir şekilde pilotuna ulaşıp neler yaşandığını, konuşulduğunu öğrenebilirdim. Ama 11 Eylül 2001 günü, ABD’ye giden THY uçağı yarı yoldan dönmek zorunda kalmıştı.

11 Eylül 2001 günü, ABD’de kiyamet koparken İstanbul’da hava kararmak üzereydi. THY’ye ait TC-JIH tescilli, Hakkari (artık Kocaeli) isimli Airbus A340-300 tipi uçak, İstanbul-New York seferi için akşam üzeri havalanmıştı. Kalkıştan iki saat sonra ABD hava sahası tüm uçuşlara kapatılmıştı. Haliyle THY uçağı da İstanbul’a geri döndü.

Uçaktaki yolculardan bir tanesi de Fazıl Say idi. Fazıl Say, havalandıktan bir süre sonra kaptan pilotun kendilerine ABD’de terörist saldırıların olduğunu, bu nedenle geri döneceklerini söylediğini belirtiyordu. Tüm yolcular, bu sansasyonel olay karşısında şaşkına dönmüş, hatta bazı yolcular pilotun şaka yaptığını düşünmüştü.

11 Eylül 2001 günü İstanbul-New York seferini gerçekleştirmek için yola çıkan A340 o zamanlar "Hakkari" adını taşıyordu. Daha sonra ismi "Kocaeli" olarak değiştirildi. TC-JIH tescilli Airbus A340'ın New York - John F. Kennedy Havalimanı'ndan kalkarken çekilen bir fotoğrafı.
11 Eylül 2001 günü İstanbul-New York seferini gerçekleştirmek için yola çıkan A340 o zamanlar “Hakkari” adını taşıyordu. Daha sonra ismi “Kocaeli” olarak değiştirildi. TC-JIH tescilli Airbus A340’ın New York – John F. Kennedy Havalimanı’ndan kalkarken çekilen bir fotoğrafı.