Yıl 1947, DC-3 ile bir İstanbul-Ankara yolculuğu…

Bir yolcu olarak uçmaktan en çok keyif alacağım uçaklardan biri kesinlikle Douglas DC-3’tür.

Ne yazık ki benden birkaç jenerasyon geride kalan bu güzel kuşla uçmak kısmet olmadı, öyle görünüyor ki bundan sonra da olmayacak. Onunla ilgili herhangi bir şey okumak, dinlemek bana kendimi o kadar iyi hissettiriyor ki; bir anda kendimi içinde buluyorum. Okumaya devam et “Yıl 1947, DC-3 ile bir İstanbul-Ankara yolculuğu…”

“O” Uçağın Sahibi Tekrar Havayolu Şirketi Kuruyor!

Soma‘da yaşanan faciadan sadece 5 ay sonra bu kez acı haber Karaman’dan geldi. Ders almak, önlem almak? Ne yazık ki o kadar uzakmışız ki bunlardan…

Simdi bunun konumuzla ilgisi ne diye soracaksınız. Bekleyin…

Yavuz Çizmeci, Çinli ortakları ile birlikte, “MyJet” isimli, tarifeli seferler düzenleyecek yeni bir havayolu şirketi kurma yolunda. (Kaynak)

Eee? Bize ne?

Önce biraz Yavuz Çizmeci’yi tanıyalım. Daha önce ismini nerelerde duyduk bir hatırlayalım.

30 Kasım 2007 tarihinde Isparta’da düşen uçağı hatırlayın. Atlasjet tarafından World Focus Havayolları’ndan kiralanan uçak, Isparta’nın Keçiborlu ilçesi yakınlarında düşmüş ve 57 kişi hayatını kaybetmişti. Kazayı önleyebilecek olan GPWS isimli donanım TC-AKM tescilli McDonnell Douglas MD-83’de faal değildi. Yani bozuktu. Uçuşun ilk ve son evresi için hayati öneme sahip flaplar da arızalıydı. Yani uçak neresinden tutsanız elinizde kalacak durumdaydı ve yinede İstanbul-Isparta arasında yolcu taşıması için o gece sefere verilmişti.

Yavuz Çizmeci?

Geliyoruz…

Atlasjet Yönetim Kurulu Başkanı Ali Murat Ersoy’un dikkat çeken bazı ifadeleri geçtiğimiz Temmuz (2014) ayında basına şu şekilde yansımıştı. (Kaynak)

“Uçağın ana kaza nedeni pilotaj hatası. Çünkü kodlamalar yanlış girilmiş. Uçak olmaması gereken bir yerde. İkinci bir konu, yere yaklaşım cihazı arızalı. Ve bu cihaz Hannover’in raporunda da yazılı, 15 gündür arızalıymış. Tüm pilotlar bunu bilerek uçmuşlar. Çünkü alet bu uçağa takıldığında arıza kaydı vermiş. Bunu teknisyen ve pilotlar bilerek teslim almışlar. Uçakların sahibi konumundaki Yavuz Çizmeci’nin bu konulardan bi haber olma olasılığı sıfır.

Yukarıda da okuduğunuz gibi, World Focus Havayolları’nın ortağı Yavuz Çizmeci o gece düşen uçağın sahibiydi. Bir dolu teknik aksaklık ile havalanan o uçağın sahibi Yavuz Çizmeci, şimdi tekrar yolcu taşımaya hazırlanıyor.

Olay bundan ibaret. Bu durum bana hiç normal gelmiyor. Size normal geliyorsa, zamanınızı çaldığım için özür dilerim.

İki gün sonra yine bir dolu teknik arıza yüzünden bir yolcu uçağımız düşerse ‘düşmek uçağın fıtratında var’ der ve çıkarız işin içinden, değil mi?

“Bakınız 1977 yılında, Tenerife Adası’nda” falan diye de ekleriz, olur biter…

“Bursa” Uçağının Enkazı Nerede?

Havacılık dünyası ile biraz içli-dışlı olan herkes, 1975 yılında Yeşilköy açıklarına düşen “Bursa” isimli yolcu uçağının hikayesini az çok biliyordur diye tahmin ediyorum.

Kısaca özetlemek gerekirse; İzmir-İstanbul seferi sırasında Atatürk Havalimanı’nın 06 pistine teker koymak üzere olan Fokker F-28 tipi yolcu uçağı, elektrik kesintisi yüzünden pisti pas geçer. Kesinti sonucu pist ışıklarının da sönmesi, pilotların pas geçme kararını vermelerinde etkili olur. Pist doğrultusunda Topkapı üzerine kadar yükselen F-28, tekrar pisti karşılayıp inişe geçeceği sırada Marmara Denizi’nin soğuk sularına gömülür. Okumaya devam et ““Bursa” Uçağının Enkazı Nerede?”

İstanbul Airshow 2014’ün Akılda Kalanları

Bu sene 10’uncusu düzenlenen İstanbul Airshow (önceki adıyla Airex) 2016‘da tekrar kapılarını açmak üzere sona erdi. İlk iki gününde dikkat çeken modelleri ağırlayan ve son derece hareketli geçen fuar, son iki gününde yağmurun da etkisiyle sönük geçti.

İlk gün Lufthansa‘nın Boeing 747-8i modeli ve Silkway‘in Boeing 747-8F modeli ile ziyaretçilerini heyecanlandıran fuarda, aynı gün Türk Hava Yolları‘nın Airbus A330-300 uçağı da sergilendi. İkinci gün Airbus A350 modeli ilk Türkiye ziyareti gerçekleşti ve yeni model ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Bir havacılık fuarı daha geride kalırken, akılda kalan bazı fotoğrafları sizin için derledim.

Son olarak asumana gönül vermiş, ‘aklı bir karış havada’ olan o güzel kalabalığa, yani size bir kez daha teşekkür ediyorum. Şunu gönül rahatlığı ile söylebilirim ki, başka hiç bir fuar ortamında böyle paylaşımcı ve güzel bir kitle göremezsiniz. 2016’da, çok daha güzel günlerde bir araya gelmek dileği ile…

Boeing 747’nin evreminden objektifime yansıyanlar

Yaklaşık 1 buçuk sene önce Boeing 747’nin ilk versiyonu olan 747-100 modelinin kokpitine girme imkanı bulmuştum. Boeing 747-100’ün her ayrıntısını dikkatle incelemiştim.

Geçtiğimiz günlerde ise Boeing 747’nin son ve en gelişmiş versiyonunun kokpitine girme imkanı buldum. Boeing 747-8’i de her detayı ile inceledim.

Yani Boeing 747 modelinin en gelişmiş ve en az gelişmiş iki versiyonunu karşılaştırma imkanı buldum. Tabi ki teknik açıdan nelerin değiştiğini tek tek anladığım söylenemez. Zaten teknik detaylar muhtemelen size de sıkıcı gelir. O yüzden görselliği ön planda tutarak bir karşılaştırma yapmak istedim.

Boeing 747-100 ilk uçuşunu 1969 yılında yapmıştır. Boeing 747-8 ise ilk uçuşunu 2010 yılında yapmıştır. Fotoğraflar, aynı modelin iki farklı versiyonu arasındaki 41 yıllık farkı gözler önüne seriyor.

İşte objektifimden Boeing 747’nin evremi…

Her şeyden önce 747-8, 747-100'e göre daha büyük. 747-8'in üst kısmı gövdenin ortalarına doğru uzatılarak bir Boeing 737-800 boyutuna getirilmiş. 747-8'in burundan kıç kısmına uzunluğu da daha fazla. Unutmadan ekleyeyim; Boeing 747-8, dünyanın en uzun yolcu uçağı unvanına sahiptir.
Her şeyden önce 747-8, 747-100’e göre daha büyük. 747-8’in üst kısmı gövdenin ortalarına doğru uzatılarak bir Boeing 737-800 boyutuna getirilmiş. Ayrıca 747-8’in kanat tasarımı da önceki nesillere daha verimli bir yapıya sahip. 747-8’in burundan kıç kısmına uzunluğu da daha fazla. Unutmadan ekleyeyim; Boeing 747-8, dünyanın en uzun yolcu uçağı unvanına sahiptir.
747-8'in en büyük değişimi motorlarında başlıyor. Eski nesile göre daha büyük motorlar verimlilik ve sessizlik gibi konularda ön plana çıkıyor. Dikkat ederseniz yeni nesil motorda bulunan blade sayısı eski nesile göre çok daha az.
747-8’in en büyük değişimi motorlarında başlıyor. Eski nesile göre daha büyük olan motorlar, verimlilik ve sessizlik gibi konularda ön plana çıkıyor. Dikkat ederseniz yeni nesil motorda bulunan blade sayısı eski nesile göre çok daha az.
Kokpitte baştan aşağı çok fark var. En büyük fark ise uçuş mühendisine ait dev panel. 747-8'de uçuş mühendisinin işini gelişmiş bilgisayarlar yapıyor. Analog sistemlerden oluşan 747-100 kokpitinin yanında, 747-8'in ekranlardan oluşan kokpiti 41 yıllık değişimin en büyük göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
Kokpitte baştan aşağı çok fark var. En büyük fark ise uçuş mühendisine ait dev panel. 747-8’de uçuş mühendisinin işini gelişmiş bilgisayarlar yapıyor. Analog sistemlerden oluşan 747-100 kokpitinin yanında, 747-8’in ekranlardan oluşan kokpiti 41 yıllık değişimin en büyük göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
747-100 Air France'den emekli bir uçaktı ve kabin tasarımı Air France'ye aitti. Burun kısmı, bir 747 geleneği olarak her iki modelde de first class'a ait. Tabi ki küçük(!) farklarla.
747-100 Air France’den emekli bir uçaktı ve kabin tasarımı Air France’ye aitti. Burun kısmı, bir 747 geleneği olarak her iki modelde de first class’a ait. Tabi ki küçük(!) farklarla.

 

Airbus A350’nin İstanbul Ziyareti

Airbus’ın geniş gövdeli yeni modeli A350 XWB İstanbul Airshow 2014 vesilesi ile ilk kez Türkiye’ye geldi. Fuarın ilk günü, yani dün akşam saatlerinde İstanbul’a ulaşan yeni model bugün ziyaretçiler ile buluştu.

Fuarın ikinci gününde en yoğun ilgiyi A350 gördü. Bugün, yolcularını VIP konukların oluşturduğu özel bir uçuş gerçekleştiren Airbus A350 akşam saatlerinde Fransa’ya dönmek üzere Atatürk Havalimanı’ndan ayrıldı.

34 yıl sonra bulunan uçak enkazı

Tarih 18 Aralık 1977…

İsviçre merkezli SATA’nın (SA de Transport Aérien) 730 sefer sayılı uçuşu normal başlamıştı.

Caravelle tipi uçak, Cenevre aktarmalı Zürih-Madeira Adası seferini gerçekleştirmek üzere havalanmıştı. Madeira Adası, Kanarya Adaları’nın kuzeyinde bulunan, Portekize bağlı bir tatil cennetiydi. Turistlerden oluşan 52 yolcu ve 5 mürettebat ilk durakları Cenevre’ye kadar sorunsuz bir yolculuk geçirmişti. Ancak, Cenevre’den ayrılmadan önce uçakta bir sorun olduğu tespit edildi. Hidrolik pompasının gözden geçirilmesi gerekiyordu. Bu nedenle uçağın Cenevre’den Madeira Adası’na ulaşmak için havalanması gecikmişti. Saat 14:30’da Cenevre’ye inen uçak ancak 16:26’da havalanabildi.

Uçağın kokpitindeki her iki pilotta kaptan rütbesine sahipti. Kaptanlığa yeni yükselmiş olan pilot sol koltukta oturuyordu ve uçağın kontrolleri ondaydı. Daha tecrübeli kaptan ise sağ koltuktaydı. Saat 20:00 sularında 730 sefer sayılı uçuşun nihai varış noktası olan Madeira Havalimanı yaklaşma frekansı ile bağlantı kurulmuştu. Bundan sonra iniş için son talimatlar ve güncel meteorolojik bilgiler alınıp iniş tamamlanacaktı.

Madeira Havalimanı, otoriteler tarafından en tehlikeli havalimanlarından biri olarak işaret edilmiştir. 730 sefer sayılı uçuş da, inişlerin çok zor manevralar gerektirdiği bu meydanın 06 konumlu pistine inmeye hazırlanıyordu. Önce “downwing leg” olarak adlandırılan paterni tamamlayan uçak, sonrasında “base leg” olarak adlanrılan dönüşü yaparak 06 pistine iniş yapacaktı.

Madeira Havalimanı, dünyanın en tehlikeli meydanlarından biri olarak işaret ediliyor.
Madeira Havalimanı, dünyanın en tehlikeli meydanlarından biri olarak işaret ediliyor.

730 sefer sayılı uçuş inişe yaklaştıkça hava koşulları kötüye gidiyordu. Son evrede pist görüşünü engelleyecek boyutta sis başlamıştı. Pilotlar çok zorlu bir meydana, çok zorlu hava koşullarında inmek için mücadele ediyorlardı. Yaklaşmanın en başında uçak 720 feet irtifanın altına inmişti. Pisti karşılamadan önceki son dönüş sırasında 200 feet irtifanın altında seyreden uçak, piste ulaşamadan okyanusa düştü.

Uçakta 52 yolcu ve 5 mürettebat bulunuyordu. Kaza sonucu 35 yolcu ve 1 mürettebat hayatını kaybetti. Uçak iniş için yaklaştığı sırada suyla temas ettiği için hızı düşüktü. Bu durum 17 yolcu ve ikisi pilot olmak üzere 4 mürettebatın kazadan sağ kurtulmasını sağladı. Kurtulanlar kısa zaman içersinde ada sakinlerinin yardımı ile karaya ulaştırıldı. Enkaz ise öylece suya gömülmüştü.

Aradan 34 yıl geçti.

2011 yılının Ekim ayında, Portekizli dalgıçlar 110 metre derinlikte yatan enkaza ulaşmayı başardı. Adanın Funchal isimli yerleşim biriminin açıklarında bulunan enkaz başarıyla görüntülendi. İki parçaya ayrılan uçak, büyük oranda yapısal bütünlüğünü korumuştu.

Konuyla ilgili BBC haberi için tıklayınız.

Okyanusların sakladığı sırlar, hayal gücümüzün sınırlarını zorlayacak cinsten. Keşfedilmemiş canlı türleri, yaşam formları ve daha nice bilinmez, insanoğlunun keşfetme savaşında ki uzun soluklu bir mücadelenin işaretçisi olarak ortaya çıkıyor.

Bir de okyanusların bizden aldıkları var. Halen binlerce uçak ve gemi enkazı derin sularda, büyük sırları ile beklemekte.

Malezya Havayolları’nın kayıp uçağını da okyanuslar saklıyor olabilir mi?

Concorde 001’in Çok Özel Fotoğrafları

Öncelikle, Concorde nedir, nasıl bir şeydir? Hikayesine göz atmak isteyenleri şöyle alalım.

Bu fotoğraflardan bazıları internet dünyasının derin-kuytu köşelerinde mevcut. Ama eminim ki bir çoğunu ilk kez burada görmüş olacaksınız. Fotoğrafların kaynağı, müzede sergilenen Concorde 001, yani prototip Concorde’nin kabini. Koltuk olmayan kabin boyunca sağlı sollu fotoğraflar sergileniyor. Ne diyelim, iyi seyirler…

concorde_001_kabin

Concorde 001'in, 42 numaralı bölümünün montajı yapılırken.
Concorde 001’in, 42 numaralı bölümünün montajı yapılırken.
2 Mart 1969, Concorde ilk uçuşunu gerçekleştiriyor.
2 Mart 1969, Concorde ilk uçuşunu gerçekleştiriyor.
Concorde 001 Toulouse tesislerinde titreşim testinden geçiyor.
Concorde 001 Toulouse tesislerinde titreşim testinden geçiyor.
1 Ekim 1969
1 Ekim 1969
Concorde'nin ilk uçuşunu gerçekleştiren ekip. Sırasıyla; H. PERRIER, J. GUIGNARD, A. TURCAT, M. RETIF
Concorde’nin ilk uçuşunu gerçekleştiren ekip. Sırasıyla; H. PERRIER, J. GUIGNARD, A. TURCAT, M. RETIF
Concorde 001
Concorde 001
Prototip Concorde, 255'i ses hızının üzerinde olmakla birlikte toplam 812 saat uçuş yapmıştır.
Prototip Concorde, 255’i ses hızının üzerinde olmakla birlikte toplam 812 saat uçuş yapmıştır.

Kayıp Malezya Havayolları Uçağında Son Durum

Son zamanlarda en çok duyduğum soruların başında Malezya Havayolları uçağına ne olduğu sorusu geliyor.

Tabii ki Malezya Havayolları uçağına ne olduğunu size söylemeyeceğim! Aslına bakarsanız, insanların bana bu soruyu yöneltirken nasıl bir cevap beklediklerini de merak ediyorum. Belki bu soruyu soranların bir kısmı, olayda gelinen son noktanın ne olduğunu merak ediyor. Diğer bir kısım ise olayla ilgili komplo teorilerini dinlemek istiyor. Sonuç olarak çok büyük bir kitle, uçağın başına ne geldiğini çok merak ediyor.

Kayıp Malezya Havayolları uçağında son durum ne? Simdi kısaca olayı toparlayalım.

Hala kayıp…

Bu kadar!

mh370-kayip-ucak-son-radar-goruntusu

8 Mart 2014 tarihinde, MH370 sefer numarası ile 00:41’de (yerel saat) Kuala Lumpur’dan havalanan bir Boeing 777-200ER, kalkışından 41 dakika sonra, yani 01:22’de radardan kayboldu. 227 yolcusu ve 12 mürettebatıyla Pekin’e giden uçak, kaybolduğunda Tayland Körfezi üzerinde 35 bin feet olan seyir irtifasında yol almaktaydı. Hiçbir acil durum çağrısı göndermedi. Yani her ne olduysa bir anda oldu ve uçak radar ekranından kayboldu.

Olayın üstünden geçen bir kaç gün içinde, uçağın radar ekranından kaybolmasının ardından uçmaya devam ettiği, hatta tam aksi yöne doğru uçtuğu ortaya çıktı. Uçak 9 bin feet irtifada iken Pulau Perak Adası yakınlarında askeri radarlara yakalanmıştı.

kayip-ucak-son-yer

Tayland Körfezi’nde süren arama çalışmaları, uçağın tespit edildiği son noktaya kaydırıldı. Yetkilerin üzerindeki baskı gittikçe artıyordu. Nisan ayının sonlarına doğru “enkazı bulduk” açıklamasını yaptılar. Ancak ortada kanıt niteliğinde hiçbir şey yoktu. Kamuoyu tatmin olmadı, kandırıldığını düşündü. Malezya ve Çin’de binlerce kişi sokaklara döküldü. En nihayetinde ortaya çıktı ki, ne uçak ne de enkazı ortalıkta yoktu.

Olayla ilgili sayısız komplo teorisi üretildi, belgeseli çekildi hatta kitabı bile yazıldı. Uzaylılar kaçırdı denildi, zamanda yolculuk yapıyor denildi ve daha neler neler…

Tüm bu kafa karışıklığının arasında, 17 Temmuz 2014 tarihinde Malezya Havayolları’na ait bir uçak, Ukrayna hava sahasında iken vuruldu. Uçak tipleri bire bir aynıydı. Kayıp uçak da, vurulan uçak da bir Boeing 777-200ER modeliydi. Kayıp uçağın kuyruk tescili 9M-MRO, vurulan uçağın kuyruk tescili 9M-MRQ idi. Vurulan uçakla ilgili soruşturma süreci halen devam ediyor. Şimdilik sadece havada vurulduğu ve yere düşmeden parçalara ayrıldığı biliniyor.

Kayıp uçak ile vurulan uçak arasında bir bağlantı var mı?

Henüz o da bilinmiyor.

Güncelleme, 28 Eylül 2014;

Arama çalışmaları okyanusta devam ediyor. Güney Hint Okyanusu’nda devam eden çalışmalar sırasında bölgenin bir haritası çıkarıldı. Bu alan dünyanın keşfedilmemiş bölgelerinden bir tanesi olarak dikkat çekiyor. Denizaltılardan gönderilen sonar sinyalleri ile okyanusun altının bir haritası çıkarıldı ve bu harita kamuoyu ile paylaşıldı.

kayip_malezya_havayollari_ucagi_enkaz_deniz_dibi

 

Güncelleme, 30 Ocak 2015;

Uçağın başına ne geldiği ile ilgili halen hiçbir sonuç elde edilemediği halde, olay Malezya Hükümeti tarafından resmen “kaza” olarak ilan edildi ve uçakta bulunan 239 kişinin tamamı da “ölü” olarak kabul edildi.

Güncelleme, 8 Mart 2015

Olayın üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen ne yolcuların ne de uçağın izine rastlanmadı. Arama çalışmaları devam ediyor…

Sonuç olarak, uçak hala kayıp. Kayda değer gelişmeler oldukça bu yazı güncellenecektir.

Güncelleme, 30 Temmuz 2015

Madagaskar Adası yakınlarında, kayıp uçağa ait olduğu tahmin edilen bazı parçalar bulundu.

Güncelleme, 07 Şubat 2016

Uçağın ya da enkazın yeri halen belirlenmiş durumda değil.

Güncelleme, 20 Nisan 2016

Mozambik kıyılarında bulunan parçaların “neredeyse kesin olarak” kayıp Malezya Havayolları uçağına ait olduğu resmi makamlarca açıklandı. Ancak ana enkazın nerede olduğu halen tam olarak bilinmiyor…

kayip-malezya-ucagi-motor-parcasi

Güncelleme, 24 Temmuz 2016

2 yıldan fazla zamandır aranan uçak bulunamadı. Arama çalışmaları için milyonlarca dolar harcandı ve Hint Okyanusu’nda 120 bin kilometrekarelik alan tarandı. Fakat Afrika sahillerine vuran birkaç küçük parça dışında, Malezya Havayolları’na ait en ufak bir ize bile rastlanamadı. Ağustos 2016 itibari ile, kayıp Malezya Havayolları uçağını arama çalışmalarına son verildi!

9M-MRO, bulunamadı!