2014’e Damga Vuran Uçak Kazaları

Koca metal yığınları, cansız bedenler ve binlerce yarım kalmış hikaye… Havacılık dünyası 2014’ü böyle geride bırakıyor.

Dünyanın en ölümcül 10 uçak kazasından biri bu sene içinde gerçekleşti. Temmuz ayında, Ukrayna hava sahasında vurulan Malezya Havayolları’na ait Boeing 777, henüz kayıp uçağın şokunu yaşayan dünyaya ikinci bir şok yaşattı. Herkes koca Boeing 777’nin bunca zaman nasıl bulunamadığını tartışırken, 28 Aralık 2014 günü bir yolcu uçağı daha kayboldu.

Bilinen çok az şeyin yanında herkesin çok iyi bildiği bir şey var. 2014 yılı, havacılık tarihi açısından unutulmaz bir yıldı. Şimdi geriye dönüp 2014 yılında neler olduğuna bir göz atalım.

11 Şubat – Cezayir

Cezayir Hava Kuvvetleri’ne ait bir Lockheed C-130 tipi askeri nakliye uçağı Cezayir’in Kercha şehri yakınlarında kaza geçirdi. Uçak, Constantine Havalimanı’na aletli yaklaşma yaptığı sırada düştü. Toplam 77 asker taşıyan uçaktan sadece 1 kişi sağ kurtulabildi. 76 kişinin hayatını kaybettiği bu kaza, bir C-130’un karıştığı en büyük üçüncü kaza olarak kayıtlara geçti.

16 Şubat – Nepal

Nepal Havayolları’na ait bir de Havilland Canada DHC-6 tipi uçak, Pokhara – Jumla seferi sırasında düştü. Uçakta bulunan 18 yolcunun tamamı hayatını kaybetti.

8 Mart – ???

Malezya Havayolları’na ait Boeing 777-200ER, taşıdığı 239 kişiyle birlikte kayboldu. Kuala Lumpur – Pekin seferini gerçekleştiren uçak, seyir irtifasındayken, hiçbir acil durum mesajı bırakmadan radar ekranlarından yok oldu. Uçağın ve yolcuların nerede olduğu halen bilinmiyor.

14 Haziran – Ukrayna

Ukrayna Hava Kuvvetleri’na ait bir Ilyushin 76, taşıdığı 49 kişinin tamamına mezar oldu. Melitopol Hava Üssü’nden Lugansk’ya giden Il-76, Lugansk Havalimanı’na 5,5 kilometre uzaklıkta düştü.

17 Temmuz – Ukrayna

Amsterdam – Kuala Lumpur seferini gerçekleştiren, Malezya Havayolları’na ait Boeing 777-200ER, Ukrayna hava sahasındayken vuruldu. 298 kişinin bulunduğu uçaktan kimse kurtulamadı. Olayın üzerindeki esrar perdesi hala aralanabilmiş değil. Uçağın kimin ve neden vurduğu araştırılıyor. Bu kaza, havacılık tarihinin en ölümcül yedinci uçak kazasıdır.

23 Temmuz – Tayvan

Tayvan merkezli TransAsia şirketine ait bir ATR-72, Kaohsiung Havalimanı’ndan Magong Havalimanı’na ulaşmak üzere havalandı. Uçak, Magong Havalimanı’na son yaklaşması sırasında, alana 0,8 kilometre uzaklıkta düştü. Uçakta bulunan 58 kişiden 10’u hayatta kalmayı başarmıştı. Bu kaza, kayıtlara 48 can kaybı ile geçti.

24 Temmuz – Mali

Nijerya’dan Burikani Faso’ya giden ve Swiftair adına uçan bir McDonnell Douglas MD-83, Mali’nin Gossi şehrine 80 kilometre uzaklıkta düştü. Uçakta bulunan 116 kişinin tamamı hayatını kaybetti.

MD-83'ten geriye kalanlar.
MD-83’ten geriye kalanlar.

10 Ağustos – İran

Sepahan Havayolları’na ait bir HESA IrAn-140 (Antonov An-140), Tahran – Tabas seferini gerçekleştirmek üzere havalandıktan kısa süre sonra düştü. Tahran’da bulunan Mehrabad Havalimanı’nın 3 kilometre uzağına düşen uçakta 48 kişi bulunuyordu. 39 kişinin hayatını kaybettiği olayda 9 kişi hayatta kalmayı başarmıştı.

28 Aralık – Cava Denizi

Surabaya/Endonezya’dan Singapur’a ulaşmak üzere havalanan AirAsia’ya ait Airbus A320, Cava Denizi üzerinde radardan kayboldu. 162 kişi taşıyan uçak iki gün sonra bulunabildi. Denize düşen uçakta bulunan 162 kişinin tamamı hayatını kaybetti.

Dünya havacılığı açısından 2014 yılı son derece trajik bir yıl olmuştur. 2015 yılında havacılık dünyası üzerindeki kara bulutların dağılması temennisi ile…

Kabinde Siyasi Kavga

Kaptan pilot Hüseyin Uçar
Kaptan pilot Hüseyin Uçar

Yıl 1954, yer Van…

Türk Hava Yolları’nın (o zamanki adıyla Devlet Hava YollarıTC-TUG tescilli DC-3 uçağı, Van-Diyarbakır-Elazığ-Malatya-Kayseri-İstanbul seferi için yola çıkacak. Yolcular kabinde yerlerini alıyor fakat muhtemelen biraz gergin bir uçuş olacak. Çünkü kanlı bıçaklı iki partinin, CHP ile DP’nin ileri gelen iki ismi kabindeki yerlerini almıştı. Olay neredeyse uçağın düşmesi ile sonuçlanacaktı…

1954 yılında bir DC-3’ün kabinine konuk oluyoruz…

Türk Hava Yolları Meydan Müdürü Fethi Bey, ertesi sabah Van’dan kalkarak Diyarbakır, Elazığ, Malatya, Kayseri, İstanbul dönüş seferini yapacak olan yirmi dört kişilik DC-3 TUĞ yolcu uçağının ilk müşterisi Van’lı CHP ileri gelenlerinden bir yolcuya ön koltuklarda bir bilet kesti. Hayırlı yolculuklar diledi. Bir süre sonra yine Van’lı DP ileri gelenlerinden bir yolcu gelerek aynı uçakta yer istedi.

Fethi Bey bir an durakladı. Van’daki partililerin birbirine karşı olan tutumlarını yakından biliyordu. Bilet almış olan CHP li ile bilet isteyen DP li birbirlerinin kanlı-bıçaklı düşmanı idiler. Uçakta bile olsa onları mümkün olduğu kadar birbirlerinden uzak tutmanın tek çıkar yol olduğuna karar veren Fethi Bey, DP li yolcuya uçağın en arka sırasında yer verdi. Ona da hayırlı yolculuklar diledi.

TC-TUG uçağının bilinen tek fotoğrafı. Kaynak: http://www.ole-nikolajsen.com/TURKISH%20FORCES%202004/civil%20DC-3%20fotos.htm
TC-TUG uçağının bilinen tek fotoğrafı. Kaynak: http://www.ole-nikolajsen.com/TURKISH%20FORCES%202004/civil%20DC-3%20fotos.htm

Dört Hüseyin’den meydana gelen mürettebatı ile DC-3 TUĞ uçağı, içinde yirmi iki yolcu olduğu halde ertesi sabah Van’ın toprak havaalanından hareket etti. Uçağın Kaptan Pilotu Hüseyin Uçar, İkinci Pilotu Hüseyin Aşkın, Telsizcisi Hüseyin Doğan, Makinisti de Hüseyin Çağlayan’dı.

1954 yılının güzel bir yaz sabahı idi. Gök berrak, ışıl ışıldı. Yeşile çalan yüzü ile Van Gölü, kocaman bir çayır gibi altlarında uzanıyordu. Önde oturan CHP li yolcu tuvalete gitmek ihtiyacı duydu. Tuvalet uçağın arka tarafındaydı. O da arka tarafa doğru yürüdü.

3500 metre yükseklikten Tatvan’ı henüz geçmişlerdi ki, güzel güzel yoluna devam eden uçak birden kabra durumuna geldi. Yani burnu yukarı dikildi. Kuyruk aşağı doğru ağırlaştı. Kaptan Pilot Hüseyin Uçar uçağın içindeki tertibatla dengeyi sağlamaya çalıştı. Sırtını iyice koltuğun arkalığına dayayıp ayağı ve elleri ile kumandayı öne itti. Uçağı mümkün olduğu kadar düzeltmeye çalıştı. Bir yandan da düşünüyordu.

Bu dengesizlik neden olabilirdi? Acaba kuyruktaki irtifa dümenine bir kuş mu çarpıp koparmıştı? Yoksa sabit irtifa dümeninde mi herhangi anormal bir durum oluşmuştu? Bu hal eğer kalkışta meydana gelseydi, uçak hızını kaybedip kuyruk üstüne düşebilirdi.

O sırada Makinist Hüseyin Çağlayan telaşla pilot mahalline geldi. O zamanlar hostes yerine makinistler yolculara hizmet ederlerdi. Hüseyin Çağlayan, Kaptan Pilot Hüseyin Uçar’a:
“Aman Hocam, yolculardan iki kişi birbirine girdi” dedi. “Öbür yolcular da onları ayırmak için uçağın arka tarafına doldular.”

Hüseyin Uçar, İkinci Pilot Hüseyin Aşkın’a:
“Git bak Hüseyin, ne oluyor” dedi.

İkinci pilot Hüseyin Aşkın, Makinist Hüseyin Çağlayan’la yolcu salonuna girdi. Hakikaten bütün yolcular kuyruğa dolmuş. İki taraflı olmuşlar, kollarından tuttukları iki kişiyi birbirinden uzaklaştırmaya çalışıyorlardı. Kavgacılar, Van Meydan Müdürü Fethi Bey’in bir gün önce birisine uçağın önüne, ötekine de uçağın arkasında yer verdiği CHP li ve DP li yolculardı. Bir tanesinin yüzü kan içinde idi.

İkinci Pilot Hüseyin Aşkın hemen kavgacıların arasına girdi.

“Efendiler lütfen yerlerinize oturun… Bu yaptığınız çok tehlikeli. Arkaya dolmakla uçağın dengesini bozdunuz. Rica ederim yerlerinize oturun.”

Kalabalığın pek kendisini dinlemediğini görünce, daha yüksek sesle tekrar etti:
“Efendiler lütfen yerlerinize oturun. Hepimizin hayatı tehlikede.”

“Tehlike” sözü kavgacılarla ayırıcıların akıllarını başlarına getirdi. CHP liyi tutanlar ön tarafa doğru yürüdüler. Ötekiler de DP liyi yerine oturttular. O sırada bir yolcu Makinist Hüseyin Çağlayan’ın yanına geldi:
“Ben doktorum. Uçakta ilk yardım malzemesi olacak. Bana verin de arkadaşın yaralarını temizleyeyim.”

İkinci Pilot Hüseyin Aşkın, durumdan kaptan pilotu haberdar etmek üzere pilot mahalline geçti. Doktor ile Makinist Hüseyin Çağlayan da ilk yardım malzemesini alarak yüzü tırmık içindeki partilinin yanına gittiler.

İkinci pilottan durumu öğrenen Kaptan Pilot Hüseyin Uçar, yaralıdan kan aktığını da öğrenince, fazla kanamayı önlemek için alçalmaya başladı. O sırada Silvan Ovası’na gelmişlerdi. Uçak 350 metreye kadar indi. Kaptan Pilot Hüseyin Uçar aynı zamanda telsizle Diyarbakır Havaalanı’nı aradı. Uçakta iki yolcu arasında kavga çıktığını, zabıtanın meydanda hazır bulundurulmasını istedi.

TUĞ uçağı, o günlerin havaya bile bulaşan siyasi çatışmaları yüzünden kırk beş dakikalık bir gecikme ile Diyarbakır’dan havalanabildi…

Gazeteci/Yazar Fikret Arıt’ın Türk Havacılık Hikayeleri kitabından…

Yıl 1947, DC-3 ile bir İstanbul-Ankara yolculuğu…

Bir yolcu olarak uçmaktan en çok keyif alacağım uçaklardan biri kesinlikle Douglas DC-3’tür.

Ne yazık ki benden birkaç jenerasyon geride kalan bu güzel kuşla uçmak kısmet olmadı, öyle görünüyor ki bundan sonra da olmayacak. Onunla ilgili herhangi bir şey okumak, dinlemek bana kendimi o kadar iyi hissettiriyor ki; bir anda kendimi içinde buluyorum. Okumaya devam et “Yıl 1947, DC-3 ile bir İstanbul-Ankara yolculuğu…”

“O” Uçağın Sahibi Tekrar Havayolu Şirketi Kuruyor!

Soma‘da yaşanan faciadan sadece 5 ay sonra bu kez acı haber Karaman’dan geldi. Ders almak, önlem almak? Ne yazık ki o kadar uzakmışız ki bunlardan…

Simdi bunun konumuzla ilgisi ne diye soracaksınız. Bekleyin…

Yavuz Çizmeci, Çinli ortakları ile birlikte, “MyJet” isimli, tarifeli seferler düzenleyecek yeni bir havayolu şirketi kurma yolunda. (Kaynak)

Eee? Bize ne?

Önce biraz Yavuz Çizmeci’yi tanıyalım. Daha önce ismini nerelerde duyduk bir hatırlayalım.

30 Kasım 2007 tarihinde Isparta’da düşen uçağı hatırlayın. Atlasjet tarafından World Focus Havayolları’ndan kiralanan uçak, Isparta’nın Keçiborlu ilçesi yakınlarında düşmüş ve 57 kişi hayatını kaybetmişti. Kazayı önleyebilecek olan GPWS isimli donanım TC-AKM tescilli McDonnell Douglas MD-83’de faal değildi. Yani bozuktu. Uçuşun ilk ve son evresi için hayati öneme sahip flaplar da arızalıydı. Yani uçak neresinden tutsanız elinizde kalacak durumdaydı ve yinede İstanbul-Isparta arasında yolcu taşıması için o gece sefere verilmişti.

Yavuz Çizmeci?

Geliyoruz…

Atlasjet Yönetim Kurulu Başkanı Ali Murat Ersoy’un dikkat çeken bazı ifadeleri geçtiğimiz Temmuz (2014) ayında basına şu şekilde yansımıştı. (Kaynak)

“Uçağın ana kaza nedeni pilotaj hatası. Çünkü kodlamalar yanlış girilmiş. Uçak olmaması gereken bir yerde. İkinci bir konu, yere yaklaşım cihazı arızalı. Ve bu cihaz Hannover’in raporunda da yazılı, 15 gündür arızalıymış. Tüm pilotlar bunu bilerek uçmuşlar. Çünkü alet bu uçağa takıldığında arıza kaydı vermiş. Bunu teknisyen ve pilotlar bilerek teslim almışlar. Uçakların sahibi konumundaki Yavuz Çizmeci’nin bu konulardan bi haber olma olasılığı sıfır.

Yukarıda da okuduğunuz gibi, World Focus Havayolları’nın ortağı Yavuz Çizmeci o gece düşen uçağın sahibiydi. Bir dolu teknik aksaklık ile havalanan o uçağın sahibi Yavuz Çizmeci, şimdi tekrar yolcu taşımaya hazırlanıyor.

Olay bundan ibaret. Bu durum bana hiç normal gelmiyor. Size normal geliyorsa, zamanınızı çaldığım için özür dilerim.

İki gün sonra yine bir dolu teknik arıza yüzünden bir yolcu uçağımız düşerse ‘düşmek uçağın fıtratında var’ der ve çıkarız işin içinden, değil mi?

“Bakınız 1977 yılında, Tenerife Adası’nda” falan diye de ekleriz, olur biter…

“Bursa” Uçağının Enkazı Nerede?

Havacılık dünyası ile biraz içli-dışlı olan herkes, 1975 yılında Yeşilköy açıklarına düşen “Bursa” isimli yolcu uçağının hikayesini az çok biliyordur diye tahmin ediyorum.

Kısaca özetlemek gerekirse; İzmir-İstanbul seferi sırasında Atatürk Havalimanı’nın 06 pistine teker koymak üzere olan Fokker F-28 tipi yolcu uçağı, elektrik kesintisi yüzünden pisti pas geçer. Kesinti sonucu pist ışıklarının da sönmesi, pilotların pas geçme kararını vermelerinde etkili olur. Pist doğrultusunda Topkapı üzerine kadar yükselen F-28, tekrar pisti karşılayıp inişe geçeceği sırada Marmara Denizi’nin soğuk sularına gömülür. Okumaya devam et ““Bursa” Uçağının Enkazı Nerede?”

İstanbul Airshow 2014’ün Akılda Kalanları

Bu sene 10’uncusu düzenlenen İstanbul Airshow (önceki adıyla Airex) 2016‘da tekrar kapılarını açmak üzere sona erdi. İlk iki gününde dikkat çeken modelleri ağırlayan ve son derece hareketli geçen fuar, son iki gününde yağmurun da etkisiyle sönük geçti.

İlk gün Lufthansa‘nın Boeing 747-8i modeli ve Silkway‘in Boeing 747-8F modeli ile ziyaretçilerini heyecanlandıran fuarda, aynı gün Türk Hava Yolları‘nın Airbus A330-300 uçağı da sergilendi. İkinci gün Airbus A350 modeli ilk Türkiye ziyareti gerçekleşti ve yeni model ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Bir havacılık fuarı daha geride kalırken, akılda kalan bazı fotoğrafları sizin için derledim.

Son olarak asumana gönül vermiş, ‘aklı bir karış havada’ olan o güzel kalabalığa, yani size bir kez daha teşekkür ediyorum. Şunu gönül rahatlığı ile söylebilirim ki, başka hiç bir fuar ortamında böyle paylaşımcı ve güzel bir kitle göremezsiniz. 2016’da, çok daha güzel günlerde bir araya gelmek dileği ile…

Boeing 747’nin evreminden objektifime yansıyanlar

Yaklaşık 1 buçuk sene önce Boeing 747’nin ilk versiyonu olan 747-100 modelinin kokpitine girme imkanı bulmuştum. Boeing 747-100’ün her ayrıntısını dikkatle incelemiştim.

Geçtiğimiz günlerde ise Boeing 747’nin son ve en gelişmiş versiyonunun kokpitine girme imkanı buldum. Boeing 747-8’i de her detayı ile inceledim.

Yani Boeing 747 modelinin en gelişmiş ve en az gelişmiş iki versiyonunu karşılaştırma imkanı buldum. Tabi ki teknik açıdan nelerin değiştiğini tek tek anladığım söylenemez. Zaten teknik detaylar muhtemelen size de sıkıcı gelir. O yüzden görselliği ön planda tutarak bir karşılaştırma yapmak istedim.

Boeing 747-100 ilk uçuşunu 1969 yılında yapmıştır. Boeing 747-8 ise ilk uçuşunu 2010 yılında yapmıştır. Fotoğraflar, aynı modelin iki farklı versiyonu arasındaki 41 yıllık farkı gözler önüne seriyor.

İşte objektifimden Boeing 747’nin evremi…

Her şeyden önce 747-8, 747-100'e göre daha büyük. 747-8'in üst kısmı gövdenin ortalarına doğru uzatılarak bir Boeing 737-800 boyutuna getirilmiş. 747-8'in burundan kıç kısmına uzunluğu da daha fazla. Unutmadan ekleyeyim; Boeing 747-8, dünyanın en uzun yolcu uçağı unvanına sahiptir.
Her şeyden önce 747-8, 747-100’e göre daha büyük. 747-8’in üst kısmı gövdenin ortalarına doğru uzatılarak bir Boeing 737-800 boyutuna getirilmiş. Ayrıca 747-8’in kanat tasarımı da önceki nesillere daha verimli bir yapıya sahip. 747-8’in burundan kıç kısmına uzunluğu da daha fazla. Unutmadan ekleyeyim; Boeing 747-8, dünyanın en uzun yolcu uçağı unvanına sahiptir.
747-8'in en büyük değişimi motorlarında başlıyor. Eski nesile göre daha büyük motorlar verimlilik ve sessizlik gibi konularda ön plana çıkıyor. Dikkat ederseniz yeni nesil motorda bulunan blade sayısı eski nesile göre çok daha az.
747-8’in en büyük değişimi motorlarında başlıyor. Eski nesile göre daha büyük olan motorlar, verimlilik ve sessizlik gibi konularda ön plana çıkıyor. Dikkat ederseniz yeni nesil motorda bulunan blade sayısı eski nesile göre çok daha az.
Kokpitte baştan aşağı çok fark var. En büyük fark ise uçuş mühendisine ait dev panel. 747-8'de uçuş mühendisinin işini gelişmiş bilgisayarlar yapıyor. Analog sistemlerden oluşan 747-100 kokpitinin yanında, 747-8'in ekranlardan oluşan kokpiti 41 yıllık değişimin en büyük göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
Kokpitte baştan aşağı çok fark var. En büyük fark ise uçuş mühendisine ait dev panel. 747-8’de uçuş mühendisinin işini gelişmiş bilgisayarlar yapıyor. Analog sistemlerden oluşan 747-100 kokpitinin yanında, 747-8’in ekranlardan oluşan kokpiti 41 yıllık değişimin en büyük göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
747-100 Air France'den emekli bir uçaktı ve kabin tasarımı Air France'ye aitti. Burun kısmı, bir 747 geleneği olarak her iki modelde de first class'a ait. Tabi ki küçük(!) farklarla.
747-100 Air France’den emekli bir uçaktı ve kabin tasarımı Air France’ye aitti. Burun kısmı, bir 747 geleneği olarak her iki modelde de first class’a ait. Tabi ki küçük(!) farklarla.

 

Airbus A350’nin İstanbul Ziyareti

Airbus’ın geniş gövdeli yeni modeli A350 XWB İstanbul Airshow 2014 vesilesi ile ilk kez Türkiye’ye geldi. Fuarın ilk günü, yani dün akşam saatlerinde İstanbul’a ulaşan yeni model bugün ziyaretçiler ile buluştu.

Fuarın ikinci gününde en yoğun ilgiyi A350 gördü. Bugün, yolcularını VIP konukların oluşturduğu özel bir uçuş gerçekleştiren Airbus A350 akşam saatlerinde Fransa’ya dönmek üzere Atatürk Havalimanı’ndan ayrıldı.

34 yıl sonra bulunan uçak enkazı

Dünya kayıp Malezya Havayolları uçağının başına ne geldiğini tartışırken, diğer yandan da bir gün ortaya çıkıp çıkmayacağını merak ediyor. Bir gün MH370 bulunur mu? Belki de cevap tarihte gizlidir…

Tarih 18 Aralık 1977…

İsviçre merkezli SATA’nın (SA de Transport Aérien) 730 sefer sayılı uçuşu normal başlamıştı.

Caravelle tipi uçak, Cenevre aktarmalı Zürih-Madeira Adası seferini gerçekleştirmek üzere havalanmıştı. Madeira Adası, Kanarya Adaları’nın kuzeyinde bulunan, Portekize bağlı bir tatil cennetiydi. Turistlerden oluşan 52 yolcu ve 5 mürettebat ilk durakları Cenevre’ye kadar sorunsuz bir yolculuk geçirmişti. Ancak, Cenevre’den ayrılmadan önce uçakta bir sorun olduğu tespit edildi. Hidrolik pompasının gözden geçirilmesi gerekiyordu. Bu nedenle uçağın Cenevre’den Madeira Adası’na ulaşmak için havalanması gecikmişti. Saat 14:30’da Cenevre’ye inen uçak ancak 16:26’da havalanabildi. Okumaya devam et “34 yıl sonra bulunan uçak enkazı”