Dünyanın En Büyük Uçak Kazası; Tenerife Faciası

Kanarya Adaları size deniz, güneş, kum gibi gülümseten detayları hatırlatıyorsa ve bunun böyle kalmasını istiyorsanız bu yazının devamını okumayın. Çünkü okuduklarınızdan yola çıkarak hayal gücünüzde canlandıracağınız şeyler artık size Kanarya Adaları ile ilgili çok daha farklı şeyler hatırlatacak. Belki de her hatırladığınızda tüylerinizi diken diken edecek şeyler…

Takvimler 27 Mart 1977’yi gösterdiğinde, Kanarya Adaları’nın en büyüğü olan Tenerife Adası insanlık tarihinin en ölümcül, en yıkıcı ve belki de en ibretlik havacılık kazasının ev sahibi oldu. Sisli bir Pazar günü Tenerife Adası’nın en büyük şehri Santa Cruz de Tenerife’de yaşanan facia arkasında yüzlerce cansız beden, binlerce yaşlı göz, iki dev Boeing 747 enkazı ve tüm dünyaya büyük bir ders bıraktı.

O gün Gran Canaria Uluslararası Havalimanı terminalinde, terörist bir grup tarafından saksıya yerleştirilen bir bomba patlamış ve bu patlamada bir kişi yaralanmıştı. İkinci bomba ihbarını alan yetkililer alanı hava trafiğine kapatmış ve tüm uçakları komşu ada Tenerife’de bulunan Santa Cruz de Tenerife şehrindeki Los Rodeos Havalimanı’na (şimdiki adıyla Tenerife Kuzey Havalimanı) yönlendirmişlerdi. Günlerden Pazar olması nedeniyle yeterince yoğun olan Los Rodeos Havalimanı, yönlendiren trafiğin de eklenmesiyle iyice karışacaktı. Daha da kötüsü havalimanı ile aynı irtifadaki bulutlar rüzgarın da etkisiyle alanın üstüne doğru geliyor ve görüş mesafesi gittikçe azalıyordu. Kısacası o gün orada bir kaza olacaktı…

tenerife_ucak_kazasi_panam_ucagi

O yıllarda Amerika’nın en büyük havayolu şirketlerinden birisi olan Pan American World Airways (Pan Am) Boeing 747-121 tipi uçağı ile 1736 numaralı uçuşunu gerçekleştirmek için Los Angeles’ten havalanmıştı. Daha sonra yolcu almak için New York’a inen “Clipper Victor” isimli 747, taşıdığı 380’i yolcu ve 16’sı mürettebat olmak üzere toplam 396 kişiyle ile birlikte Gran Canaria’ya ulaşmak üzere New York’tan tekrar havalandı. New York’ta mürettebatı da değişen uçuş 1736’yı Kaptan Pilot Victor Grubbs ve İkinci Pilot Robert Bragg uçuruyordu. George Warns ise kokpitte uçuş mühendisi olarak yer almakta idi.

KLM_747_tenerife_ucak_kazasi

Hollandalı KLM’ye ait Boeing 747-206B tipi bir yolcu uçağı ise Gran Canaria’ya gitmek üzere Amsterdam’dan havalanmıştı. 4805 numaralı uçuşta 235’i yolcu, 14’ü mürettebat olmak üzere toplam 249 kişi vardı. Kokpitte Kaptan Pilot Jacob Veldhuyzen Van Zanten ve İkinci Pilot Klas Meurs vardı. Kaptan Pilot Van Zanten KLM’nin en iyi pilotları arasında yer alıyordu. KLM’nin reklam kampanyalarının yüzü olacak, KLM’de uçuş eğitimleri verecek kadar ön plana çıkan deneyimli bir pilot olan Van Zanten o gün son uçuşunu yapacağını bilmeden kaptan koltuğunda uçağı yönetiyordu.

İkinci bomba ihtimaline karşı kapatılan Gran Canaria’dan, küçük bir havalimanı olan Los Rodeos’a yönlendirilen uçaklar arasında bu iki dev Boeing 747’de vardı. Los Rodeos’taki hava trafik kontrolörlerinin işi her geçen dakika daha karmaşık bir hal alıyordu. Yoğunluk nedeniyle uçakların park etmeleri için apronda yer bulmak gittikçe zorlaşıyordu. Hava trafiğine kapanan Gran Canaria’dan Los Rodeos Havalimanına yönlendirilen Pan Am ve KLM’nin 747’leri de alana inmiş ve park halinde bekliyorlardı.

KLM’nin kaptan pilotu Van Zanten, Los Rodeos’ta kaybettikleri süreyi değerlendirmek için yakıt almaya karar verdi. Yakıt alma kararının hayatının hatası olduğunu çok geçmeden anlayacaktı. Biraz zaman alacak bu işlem sırasında merdiven sıkıntısı çekilen havalimanında bir şekilde merdiven bulup yolcularını da bekleme terminaline gönderdi. Pan Am uçağı ise KLM’nin arkasındaydı ve KLM uçağı yakıt ikmali yaptığı için de arkasında beklemeye devam etmek zorundaydı.

Olaydan hemen önce çekilen bir fotoğraf. Kuyruk kısmını gördüğünüz uçak yakıt ikmali yapan KLM'ye ait uçak. Arkasında ise Pan Am'ın uçağı bekliyor. Felaketten dakikalar önce...
Olaydan hemen önce çekilen bir fotoğraf. Kuyruk kısmını gördüğünüz uçak yakıt ikmali yapan KLM’ye ait uçak. Arkasında ise Pan Am’ın uçağı bekliyor. Felaketten dakikalar önce…

Gran Canaria Havalimanı tekrar hava trafiğine açıldığında yeni bir kaos başladı. İçinde bir an önce hedefledikleri yer olan Gran Canaria’ya varmak için sabırsızlanan yüzlerce yolcu olan onlarca uçak kalkış için sıra bekliyordu. Ama içlerinde en aceleci olan KLM’nin kaptanı Van Zanten’di. Çünkü, KLM o yıllarda uçuş saati limitlerini aşan pilotlarla ilgili ciddi yaptırımlar uyguluyordu. Van Zanten ve ekibinin Gran Canaria’ya varmadan limitlerini doldurmaları demek, tüm yolcuların, yeni uçuş ekibi gelene kadar otele yerleştirilmesi demekti. Sicilinde böyle bir olay görmek istemeyen Van Zanten olabildiğince çabuk havalanmak istiyordu. Pan Am uçağı ise yakıt ikmali yapan KLM’nin arkasındaydı ve o hareket etmeden piste ulaşması mümkün değildi.

Yakıt ikmali sonrası Pan Am ve yolcularını bekleme terminalinden tekrar uçağa alan KLM kuleden aldıkları talimatla havalimanının sahip olduğu tek pistte önlü arkalı taksi yapmaya başladılar. Kuleden gelen talimatlara göre önde olan KLM pist başına gelip 180 derecelik bir dönüş yapacak ve kalkış konumuna geçecekti. Bu sırada arkasındaki Pan Am uçağı da C3 taksi yolunu kullanarak pisti terk edecekti. Ancak C3 olarak adlandırılan taksi yolu bir Boeing 747’nin dönebileceğinden çok daha dar bir açıya sahipti. Bu nedenle Pan Am bir sonraki taksi yolu olan C4’e yöneldi.

Bu sırada her iki uçak da kule ile iletişim problemleri yaşıyorlardı. Üstelik sık sık bulutların arasında kaybolan bu havalimanında yer radarı yoktu ve hava trafik kontrolörlerinin pisti görmesine engel olacak yoğunlukta bir sis vardı. Kalkış pozisyonunu alan KLM’nin kaptanı Van Zanten iyice sabırsızlanmaya başlamıştı ki motorlara kalkış için güç vermeye başladı. CVR (karakutu) kayıtları dinlenildiği zaman Van Zanten’in bu ölümcül hatasını ikinci pilotun önlemeye çalıştığı anlaşılmıştı.

İkinci pilot kalkış izni almadıkları konusunda Van Zanten’i uyardı ve Van Zanten motorlara giden gücü kesip uçağı durdurdu ve ikinci pilota kalkış için izin istemesini söyledi. Kule, izin isteyen KLM uçağına kalkış sonrası için izleyecekleri rota ile ilgili talimatlar verdiği sırada CVR kayıtlarında tekrar motorların sesi duyuluyor. Yani, Van Zanten kulenin kalkış iznini beklemeden motorlara güç vermeye başlamıştı. Tecrübeli pilotun bu aceleci tavrının altında, giderek yoğunlaşan sis yüzünden havalimanının uçuşlara kapatılması stresini yaşadığı düşünülüyor.

Kalkış sonrası talimatlar bittikten sonra kuleden “Kalkış için bekleyin. Size haber vereceğim” talimatı gelmişti. Ancak bu sırada KLM kalkış için pistte hızlanmaya başlamıştı. Kule’den gelen bu talimat CVR kayıtlarında tam olarak şöyle geçiyordu: “Ok… Stand by for take-off, I will call you.” Ancak bu talimatın yalnızca “Ok” kısmı net olarak KLM kokpitinde duyuluyordu. Geri kalan kısım ise cızırtılardan dolayı anlaşılmamıştır. Bu konuşmaların hemen ardından Pan Am uçağı hala pistte olduğunu bildirse de bu ses de KLM uçağının kokpitinde cızırtılardan ibaretti. Durumdan şüphelenen KLM’nin uçuş mühendisi ve ikinci pilot, Kaptan Pilot Van Zanten’i pistte olması muhtemel Pan Am uçağı konusunda uyarsalar da Zanten kendinden emindi ve pistte hızlanmaya devam ediyordu.

KLM’in 747’si pistte hızlanırken Pan Am uçağı halen aynı pistte C4 taksi yoluna doğru ilerlemekte idi.

tenerife_ucak_kazasi_nasil_oldu

KLM uçağı kalkış için pistte hızlanmaya başladığında görüş mesafesi 300 metreye kadar düşmüştü. Oysa kurallar kalkış için en az 700 metre görüş mesafesi olması gerektiğini söylüyordu.

İletişim sorunlarının yanına yoğun sis de eklenince felaket kaçınılmaz oldu. Sis nedeniyle çok kısa bir mesafe kala birbirini fark eden iki uçakta da o saniyeden sonra panik hakimdi. Pistteki Pan Am uçağını gören KLM’nin kaptan pilotu Van Zanten can havli ile löyleyi sonuna kadar kendisine doğru çekerek dev 747’yi yükseltmeye ve tam karşısındaki Pan Am uçağının üzerinden geçirmeye çalıştı. Bu sırada Pan Am uçağının kaptan pilotu Victor Grubbs motorlara tam güç vererek pistten uzaklaşmaya çalışıyordu. KLM uçağının kalkıştan hemen önce depolarını Amsterdam’a geri dönecek kadar yakıt ile doldurulması Pan Am uçağının üstünden geçecek kadar havalanmasına engel oldu ve KLM uçağı yaklaşık 260 km/s hızla Pan Am uçağına çarptı. Çarpışma esnasında Pan Am uçağı burnunu C4 taksi yoluna doğru çevirmişti. Yani çarpışma tam olarak kafa kafaya değildi. KLM uçağı, Pan Am uçağına sağ tarafından çarpmıştı.

tenerife_ucak_kazasi3

KLM uçağını gördüğü anda motorlara tam güç verip pistten kaçmayı deneyen kaptan Grubbs ne yazık ki başarılı olamamıştı. Pan Am uçağının üst kısmına çarpan KLM uçağının sağ uçtaki 4 numaralı motoru Pan Am kokpitinin hemen arka tarafını parçaladı. Pan Am uçağının üstünden geçmek için havalanmaya çalışan KLM uçağı çarpışma anından sonra atalet ile bir miktar daha yükseldi ve yaklaşık 150 metreye çıktıktan sonra yere çakıldı. Yere düştükten sonrada yaklaşık 300 metre pistte sürüklenmeye devam etti.

Kazadan hemen sonra çekilen bir fotoğraf.
Kazadan hemen sonra çekilen bir fotoğraf.

Pan Am uçağında hayatta kalanların büyük çoğunluğu uçağı sağ kanadın üzerinden yürüyerek terk etmeye çalıştı. Çarpışmadan hemen önce motorlara tam güç verildiği için motorlar hala tam gücüyle çalışıyordu. İkinci Pilot Robert Bragg motorları kapatmak istedi fakat çarpışmanın şiddeti ile uçaktaki tüm sistem hasar görmüştü ve motorları kapatmak olanaksızdı. Pan Am uçağının tüm gücüyle çalışan motorları kısa bir süre sonra parçalanmaya başladı. Motorlardan fırlayan parçalar hayli yüksek hızlara ulaşıyordu. O parçalardan biri uçaktan kaçmaya çalışan bir kabin memurunun da canına mal oldu.

Hayatta kalanlar ise yardım beklemeye başladılar. Ancak kurtarma ekiplerinin Pan Am uçağına ulaşması hayli zaman aldı. Çünkü ekipler sis nedeniyle, uzunca bir süre ikinci bir uçağın olduğunun farkına varamadılar. Onlar KLM uçağının yangını ile uğraşırlarken yoğun sis Pan Am uçağını fark etmelerine engel oluyordu.

article-2590829-0000557D00000CB2-383_634x286

KLM’nin uçağının depolarındaki jet yakıtı ortalığı cehenneme çevirmeye yetmişti. KLM uçağı bir miktar daha havalanmış olsaydı Pan Am uçağının üstünden geçecek ve bu olay hiç yaşanmamış olacaktı. Ancak Los Rodeos’ta beklerken yakıt ikmali yapan KLM uçağı artan ağırlıkla kazayı engelleyecek kadar havalanamamıştı ve ortalığı cehenneme çeviren yangına kaynak sağlamıştı.

tenerife_ucak_kazasi_7

Santa Cruz de Tenerife’de gerçekleşen dünya tarihinin en büyük uçak kazasında Hollandalı KLM uçağından kurtulabilen hiç kimse olmadı. Dev 747 tam 248 kişiye mezar olmuştu. O gün, güzel vakit geçirmek umuduyla Amsterdam’dan uçağa binip Kanarya Adaları’na ulaşmayı planlayan herkes kendilerini bir cehennemin ortasında buldular ve tarihin en büyük uçak kazasında hayatlarını kaybettiler. Tabii Robina van Lanschot’u saymazsak. O gün Amsterdam’dan KLM uçağına bindiği halde hayatta kalan sadece bir kişi vardı. 235 yolcusu ve 14 mürettebatıyla Amsterdam’dan havalanan KLM uçağında 249 değil 248 kişi hayatını kaybetmişti. KLM uçağında bulunan tur rehberi Robina van Lanschot, uçak planlanmayan bir şekilde Santa Cruz de Tenerife’ye indikten sonra adada ki bir yerleşim yeri olan Puerto de la Cruz’da bulunan erkek arkadaşının yanına gitmek için facianın adresi Santa Cruz de Tenerife’de uçaktan ayrıldı ve tekrar binmedi. Hiç kimsenin canlı olarak kurtulamadığı KLM uçağında yolcu listesinde ismi bulunduğu halde hayatta olan tek isim Robina van Lanschot’u.

Pan Am uçağında ise kayıp daha büyüktü. 380’i yolcu 16’sı mürettebat olmak üzere 396 kişiyle Los Rodeos’tan havalanmayı planlayan uçakta 335 kişi hayatını kaybetmişti. Pan Am uçağında hayatını kaybedenler arasında, uçakta kabin memuru olarak bulunan ve Tenerife faciasında hayatını kaybeden tek Türk olan 1946 doğumlu Aysel Sarp Buck’ta bulunuyordu. 61 kişinin hayatta kaldığı Pan Am uçağında pilotlar ve uçuş mühendisi de hayatta kalanlar arasındaydı. Bu özelliğiyle Tenerife faciası yolcuların büyük çoğunluğu hayatını kaybettiği halde pilotların hayatta kaldığı ender uçak kazalarından biri olma özelliğini taşımaktadır.

Uçakların enkazı kaldırıldıktan sonra havadan çekilen bu fotoğrafta, uçakların bıraktığı iz hala net bir şekilde belli oluyor.
Uçakların enkazı kaldırıldıktan sonra havadan çekilen bu fotoğrafta, uçakların bıraktığı iz hala net bir şekilde belli oluyor.

Yaklaşık 70 kişi kazanın nedenini araştırmak için görevlendirildi. Başta Hollandalı ve Amerikan olmak üzere İspanyol araştırmacıların da katıldığı 70 kişilik bir grup, kaza araştırması için görevlendirildi. Ancak soruşturma süreci herkes için çok yıpratıcıydı. CVR kayıtları, Hollandalı Kaptan Pilot Van Zanten’in kalkış izni aldığından emin olmadan pistte hızlanmak gibi ölümcül bir hata yaptığını gün gibi açığa çıkartıyordu. Zaten kazanın temel nedeni olarak da KLM’in Kaptan Pilotu Van Zanten’in aceleci davranması ve kalkış için izin alındığından emin olmadan hareket etmesi olarak gösterildi. Bunun yanında kule görevlilerinin pisti göremeyeceği yoğunlukta bir sis olması, tek frekanstan iki uçakla birden bağlantı kurulmaya çalışması, konuşmalardaki anlaşılmazlık ve Pan Am uçağının pisti C3 taksi yolundan terk etmemesi kazanın diğer sebepleri olarak rapor edildi. Ayrıca KLM’in ikinci pilotu ve kule görevlisi arasındaki konuşmalardaki kuralsızlık da raporda yer alıyordu. KLM ikinci pilotunun “We are at take off” cümlesi ve kulenin “Okey” kelimesini kullanması havacılık terminolojisiyle örtüşmüyordu.

Hollandalı yetkililer kazanın sebebi olarak gösterilen Van Zanten ile ilgili suçlamaları kabul etmiyordu. Açıkladıkları raporda KLM görevlileri ve kule arasındaki karşılıklı yanlış anlaşılmaların olduğu savunuldu. Ayrıca CVR kayıtlarına dayanarak ortaya attıkları iddiaya göre kule görevlileri o gün radyodan futbol maçı dinliyorlardı ve dikkatleri dağınıktı. Pan Am uçağının pisti üçüncü taksi yolunu kullanarak terk etmemesi de Hollandalıların raporunda yer aldı.

En başından beri Van Zanten ve ekibine yönelik suçlamaları kabul etmeyen KLM, en nihayetinde rekor bir tazminat ödemek zorunda kaldı. Kazada hayatını kaybedenlerin ailelerine ve hayatta kalanlara 58 bin ile 600 bin dolar arasında değişen ödemeler yapan firma toplamda yaklaşık 110 milyon dolarlık ödeme yaptı.

Tenerife Adası'nda bulunan kaza anıtı
Tenerife Adası’nda bulunan kaza anıtı

Havacılık güvenliği konusunda yıllar boyunca tartışılmış hatta halen tartışılmaya devam eden bir konu olan CRM’nin (Cockpit Resource Management – Kokpit Kaynakları Yönetimi) önemi bu kaza ile bir kez daha gözler önüne serildi. KLM uçağının yardımcı pilotu bir şeylerin yolunda olmadığının farkındaydı. Ancak, ona lisansını veren şirketin en tecrübeli kaptan pilotlarından bir tanesine söz geçirmek konusunda çaresiz kalmıştı. Ayrıca, Kaptan Pilot Van Zanten’in yüksek özgüveni de felaketi tetikleyen unsurlardan biriydi.

Van Zanten KLM’nin en tecrübeli pilotlarından birisiydi. Hatta, kaza haberi Hollanda’ya ulaştığında, kazayı araştırmak için gidecek ekibe Van Zanten’in de katılması istenmiş ve kendisine ev telefonundan ulaşılmak istenmişti. Saatler sonra olayın baş aktörünün Van Zanten olduğunun öğrenilmesi, KLM şirketinde büyük bir şaşkınlık yaratmıştı.

Dünya tarihinin en kanlı, en ibretlik, en büyük havacılık faciasında tam 583 kişi hayatını kaybetti. Büyük bir havayolu şirketinin baş pilotu, uçuş eğitmeni, hatta reklam yüzü olan Kaptan Pilot Van Zanten 11 bin 700 saatlik uçuş tecrübesine rağmen büyük hatalar yaptı. Bu hatalar havacılıkta insan faktörünün önemini de bir kez daha gözler önüne serdi. 27 Mart 1977 günü Santa Cruz de Tenerife’de yaşananlar arkasında tüm dünyaya büyük bir ders ve hiç unutulmayacak bir ironi bıraktı; dünyanın en büyük havacılık kazası yerde gerçekleşmişti…

KEREM GÖK STORE AÇILDI! BENCE BİR GÖZ ATIN...

"TÜRK SİVİL HAVACILIK TARİHİNE DAMGASINI VURAN UÇAK KAZALARI"

İlginizi çekebilir...

36 Sene Sonra Aynı Kare Tam 2 sene önce bugündü... 2012 yılında babam Hüseyin Gök ile birlikte, Isparta'ya ilginç ve anlamlı bir ziyaret gerçekleştirmiştik. 19 Eylül 1...
Suçu pilota yüklemek; Almanlar bunu daha önce de y... "Havacılıkta güvenliğin odak noktasına pilotlar konulur ve her uçak kazasından sonra ilk suçlananlar pilotlardır. Öyle tahmin ediyorum ki, otoriteler ...
#MS804 Mısır Havayolları Kazası (19 Mayıs 2016)... Dünya, 19 Mayıs 2016 sabahına Akdeniz’in ortasından gelen kötü bir haberle uyandı. Mısır Havayollarına ait bir Airbus A320, taşıdığı 66 kişiyle be...
Bitlis’te Düşen İngiliz Uçağı Ne Taşıyordu?... Bugün Süphan Dağı'na düşen bir kargo uçağının ardında bıraktığı esrarın peşinden koşacağız... Soğuk savaş yılları ne kadar çok sevdiğimi daha önce de...
34 yıl sonra bulunan uçak enkazı Tarih 18 Aralık 1977… İsviçre merkezli SATA’nın (SA de Transport Aérien) 730 sefer sayılı uçuşu normal başlamıştı. Caravelle tipi uçak, Cenevre ...