Kabinde Siyasi Kavga

Kaptan pilot Hüseyin Uçar
Kaptan pilot Hüseyin Uçar

Yıl 1954, yer Van…

Türk Hava Yolları’nın (o zamanki adıyla Devlet Hava YollarıTC-TUG tescilli DC-3 uçağı, Van-Diyarbakır-Elazığ-Malatya-Kayseri-İstanbul seferi için yola çıkacak. Yolcular kabinde yerlerini alıyor fakat muhtemelen biraz gergin bir uçuş olacak. Çünkü kanlı bıçaklı iki partinin, CHP ile DP’nin ileri gelen iki ismi kabindeki yerlerini almıştı. Olay neredeyse uçağın düşmesi ile sonuçlanacaktı…

1954 yılında bir DC-3’ün kabinine konuk oluyoruz…

Türk Hava Yolları Meydan Müdürü Fethi Bey, ertesi sabah Van’dan kalkarak Diyarbakır, Elazığ, Malatya, Kayseri, İstanbul dönüş seferini yapacak olan yirmi dört kişilik DC-3 TUĞ yolcu uçağının ilk müşterisi Van’lı CHP ileri gelenlerinden bir yolcuya ön koltuklarda bir bilet kesti. Hayırlı yolculuklar diledi. Bir süre sonra yine Van’lı DP ileri gelenlerinden bir yolcu gelerek aynı uçakta yer istedi.

Fethi Bey bir an durakladı. Van’daki partililerin birbirine karşı olan tutumlarını yakından biliyordu. Bilet almış olan CHP li ile bilet isteyen DP li birbirlerinin kanlı-bıçaklı düşmanı idiler. Uçakta bile olsa onları mümkün olduğu kadar birbirlerinden uzak tutmanın tek çıkar yol olduğuna karar veren Fethi Bey, DP li yolcuya uçağın en arka sırasında yer verdi. Ona da hayırlı yolculuklar diledi.

TC-TUG uçağının bilinen tek fotoğrafı. Kaynak: http://www.ole-nikolajsen.com/TURKISH%20FORCES%202004/civil%20DC-3%20fotos.htm
TC-TUG uçağının bilinen tek fotoğrafı. Kaynak: http://www.ole-nikolajsen.com/TURKISH%20FORCES%202004/civil%20DC-3%20fotos.htm

Dört Hüseyin’den meydana gelen mürettebatı ile DC-3 TUĞ uçağı, içinde yirmi iki yolcu olduğu halde ertesi sabah Van’ın toprak havaalanından hareket etti. Uçağın Kaptan Pilotu Hüseyin Uçar, İkinci Pilotu Hüseyin Aşkın, Telsizcisi Hüseyin Doğan, Makinisti de Hüseyin Çağlayan’dı.

1954 yılının güzel bir yaz sabahı idi. Gök berrak, ışıl ışıldı. Yeşile çalan yüzü ile Van Gölü, kocaman bir çayır gibi altlarında uzanıyordu. Önde oturan CHP li yolcu tuvalete gitmek ihtiyacı duydu. Tuvalet uçağın arka tarafındaydı. O da arka tarafa doğru yürüdü.

3500 metre yükseklikten Tatvan’ı henüz geçmişlerdi ki, güzel güzel yoluna devam eden uçak birden kabra durumuna geldi. Yani burnu yukarı dikildi. Kuyruk aşağı doğru ağırlaştı. Kaptan Pilot Hüseyin Uçar uçağın içindeki tertibatla dengeyi sağlamaya çalıştı. Sırtını iyice koltuğun arkalığına dayayıp ayağı ve elleri ile kumandayı öne itti. Uçağı mümkün olduğu kadar düzeltmeye çalıştı. Bir yandan da düşünüyordu.

Bu dengesizlik neden olabilirdi? Acaba kuyruktaki irtifa dümenine bir kuş mu çarpıp koparmıştı? Yoksa sabit irtifa dümeninde mi herhangi anormal bir durum oluşmuştu? Bu hal eğer kalkışta meydana gelseydi, uçak hızını kaybedip kuyruk üstüne düşebilirdi.

O sırada Makinist Hüseyin Çağlayan telaşla pilot mahalline geldi. O zamanlar hostes yerine makinistler yolculara hizmet ederlerdi. Hüseyin Çağlayan, Kaptan Pilot Hüseyin Uçar’a:
“Aman Hocam, yolculardan iki kişi birbirine girdi” dedi. “Öbür yolcular da onları ayırmak için uçağın arka tarafına doldular.”

Hüseyin Uçar, İkinci Pilot Hüseyin Aşkın’a:
“Git bak Hüseyin, ne oluyor” dedi.

İkinci pilot Hüseyin Aşkın, Makinist Hüseyin Çağlayan’la yolcu salonuna girdi. Hakikaten bütün yolcular kuyruğa dolmuş. İki taraflı olmuşlar, kollarından tuttukları iki kişiyi birbirinden uzaklaştırmaya çalışıyorlardı. Kavgacılar, Van Meydan Müdürü Fethi Bey’in bir gün önce birisine uçağın önüne, ötekine de uçağın arkasında yer verdiği CHP li ve DP li yolculardı. Bir tanesinin yüzü kan içinde idi.

İkinci Pilot Hüseyin Aşkın hemen kavgacıların arasına girdi.

“Efendiler lütfen yerlerinize oturun… Bu yaptığınız çok tehlikeli. Arkaya dolmakla uçağın dengesini bozdunuz. Rica ederim yerlerinize oturun.”

Kalabalığın pek kendisini dinlemediğini görünce, daha yüksek sesle tekrar etti:
“Efendiler lütfen yerlerinize oturun. Hepimizin hayatı tehlikede.”

“Tehlike” sözü kavgacılarla ayırıcıların akıllarını başlarına getirdi. CHP liyi tutanlar ön tarafa doğru yürüdüler. Ötekiler de DP liyi yerine oturttular. O sırada bir yolcu Makinist Hüseyin Çağlayan’ın yanına geldi:
“Ben doktorum. Uçakta ilk yardım malzemesi olacak. Bana verin de arkadaşın yaralarını temizleyeyim.”

İkinci Pilot Hüseyin Aşkın, durumdan kaptan pilotu haberdar etmek üzere pilot mahalline geçti. Doktor ile Makinist Hüseyin Çağlayan da ilk yardım malzemesini alarak yüzü tırmık içindeki partilinin yanına gittiler.

İkinci pilottan durumu öğrenen Kaptan Pilot Hüseyin Uçar, yaralıdan kan aktığını da öğrenince, fazla kanamayı önlemek için alçalmaya başladı. O sırada Silvan Ovası’na gelmişlerdi. Uçak 350 metreye kadar indi. Kaptan Pilot Hüseyin Uçar aynı zamanda telsizle Diyarbakır Havaalanı’nı aradı. Uçakta iki yolcu arasında kavga çıktığını, zabıtanın meydanda hazır bulundurulmasını istedi.

TUĞ uçağı, o günlerin havaya bile bulaşan siyasi çatışmaları yüzünden kırk beş dakikalık bir gecikme ile Diyarbakır’dan havalanabildi…

Gazeteci/Yazar Fikret Arıt’ın Türk Havacılık Hikayeleri kitabından…

KEREM GÖK STORE AÇILDI! BENCE BİR GÖZ ATIN...

"TÜRK SİVİL HAVACILIK TARİHİNE DAMGASINI VURAN UÇAK KAZALARI"

İlginizi çekebilir...

New York – Londra arası nasıl 1 saat 54 daki... Pilot: Radar, iyi günler, Hava Kuvveleri Blackbird, FL600 (60 bin feet!) için izin istiyorum. Kontrolör (alaycı bir tonla): Efendim, eğer başarabilir...
Türk Hava Yolları Skytrax’da Neden Geriledi?... Türk Hava Yolları'nın Skytrax'da gerilemesi bir başarısızlık mı? Yoksa ortada bambaşka sebepler mi var? Türk Hava Yolları dünyanın en iyi hava yolu ş...
Yıl 1947, DC-3 ile bir İstanbul-Ankara yolculuğu…... Bir yolcu olarak uçmaktan en çok keyif alacağım uçaklardan biri kesinlikle Douglas DC-3’tür. Ne yazık ki benden birkaç jenerasyon geride kalan bu güz...
Trajedinin ardından; 150 Cesede 1 Gece Boyunca Bek... Düşünün, havada yer etmiş ve dağılmak bilmeyen kesif bir jet yakıtı kokusu, demir yığınları ve 150 kişinin parçalanmış cesetleri arasında koca bir gec...