Kayseri’de Gömülen Uçaklar

Kayseri’de gömülen uçaklar uzun süredir gündemde. Bu konuyla ilgili bilinen her şey bu başlık altında…

İkinci Dünya Savaşı’nın en hararetli yıllarında neredeyse tüm dünyayı karşısına alan Almanya’nın bazı hammaddelere olan ihtiyacı her geçen gün artıyordu. 1941 yılında yapılan bir antlaşma sonucu Türkiye’den demir ve krom alacak olan Nazi Almanyası, karşılığında 72 adet Folk Wolf 190A3 tipi savaş uçağı verecekti. İşte 2016 Türkiye’sinde halen sonu gelmemiş olan bu hikaye böyle başladı.

İlk uçuşunu 1939 yılında yapan Focke-Wulf 190, 1941 yılında kullanılmaya başlandı. Focke-Wulf 190’lar, belki de savaşın kaderini belirleyecek derece de iyi bir avcı uçağıydı. Günümüzde F-16 neyse, o yıllarda da Focke-Wulf 190 oydu. İngilizler ve Almanlar arasındaki hava savaşlarında İngilizlerin yere göğe sığdıramadıkları Spitfire tipi uçaklarının canına okuyan Focke-Wulf 190’lar, Nazi Almanya’sının en değerli silahlarından biriydi.

Peki, savaşın en hararetli anında, hem de Nazi Almanyası için bu kadar kıymetli bir silah nasıl bizim envanterimize giriyor?

1941 yılında Alman Büyükelçisi’nin gayretleri ile Türkiye ve Almanya arasında bir anlaşma imzalanıyor. Anlaşma sonucunda Türkiye Almanya’ya demir ve krom verecek, Almanya’da Türkiye’ye 72 adet savaş uçağı. 1943 yılının yaz aylarında Türkiye’ye teslim edilen uçaklar, 1947 yılına kadar Türk hava sahasını korumak için kullanılıyor. Ve özellikle Türk pilotları tarafından fazlasıyla seviliyor.

Peki sonra? Aslında sonrası bizim, yani havacılık tarihine meraklı olan insanların çok uzun zamandır konuştukları bir iddiadan ibaret. Yani yıllardır konuşulan bu iddia neden son günlerde yeni bir şeymiş gibi ülke gündemine taşındı o kısmını anlamakta mümkün değil. Neyse, sonrasına dönelim…

İkinci Dünya Savaşı sona ermiş, Almanya’nın başını çektiği Mihver Devletleri yenilmişti. Savaşın galibi Müttefiklerin ise artık yeni bir düşmanı vardı; komünist ideoloji. Sovyetlerin, savaş sonrasında ekonomik sıkıntılar yaşayan devletlerde propaganda yapıp yandaş toplamasından korkan ABD, Marşal Yardımları olarak bilinen yardım planına başladı.

İşte bir ya da bir kaç jenerasyon öncesinin dilinden düşmeyen süt tozu efsanesi var ya, işte o süt tozları da bu Marşal Yardımları ile ülkemize gelmişti.

Marşal planı çerçevesinde, Amerika Birleşik Devletleri savaşta kullandığı askeri araçları savaş yorgunu ülkelere verecek ve hem sovyet propagandasına karşı direnmelerini sağlayacak hem de bu ülkelerin yerli üretimlerini baltalayarak kendisine bağımlı hale getirecekti. İşte bu süreçte, 1947 yılından itibaren Hava Kuvvetlerimizin envanterine de Amerikan uçakları girmeye başlamıştı.

Amerika uçakları verirken, bir yanda da silahlı kuvvetlerin standartlaşması ve sadece batı bloğu araçların kullanılması konusunda Türkiye’ye baskı yapıyordu. Haliyle 1943 yılından bu yana kullandığımız Alman yapımı FW-190’ların envanterden çıkarılması gerekiyordu. Ama nasıl?

Aslında envanterden çıkarıtılacak Alman yapımı savaş uçaklarının parçalanması ve hurdacılara satılması ön görülüyordu. Ancak, bu uçakların ne hurdacılara ne de başka bir yere satıldığına dair hiçbir belge yok. Yani uçakların akibetinin ne olduğuna dair hiçbir kayıt tutulmamış.

İyi de, nereden çıktı bu uçakların gömüldüğü?

1948 yılında Kayseri Askeri Havaalanı’nda Asteğmen olarak askerliğini yapan birinin şahit olduğu bu olay, yıllar sonra havacılık tarihine dair araştırmalar yapan Uluhan Hasdal’ın kulağına gidiyor. 1980’li yıllarında başında bu hikayenin peşine düşen Hasdal, 1980’lerin sonuna doğru bir üsteğmen yardımı ile bölgeyi tarıyor. Dedektörden gelen sinyaller ise, uçakların varlığını kanıtlar nitelikte.

Son soru, bu uçaklar hangi sebepten dolayı gömülmüş olabilir?

En yaygın senaryo şu ki; o dönem birileri Amerika’dan gelen yardımların kesilmesinden ve hava gücünün bu nedenle zayıflamasından korkuyordu. Eğer bir şekilde Amerika’dan uçak gelmezse, toprak altındaki Folk Wolf 190’lar çıkartılacak ve tekrar envantere alınacaktı.

Günlerdir herkes bu konuyu konuşuyor. Hem takipçilerimden hem de kendi çevremden de bu konuyla ilgili pek çok soru aldım. Herkes böyle bir şeyin gerçek olup olmadığını bana soruyor. Bence gerçek. Çünkü bu yıllardır konuşulan bir iddia, bizim için dün ki mevzu değil. Ve o dönemin şartları değerlendirildiğinde böyle bir güvence sağlanmaya çalışılmış olabilir.

Anlamadığım bir şey de şu; bunu ispatlamak neden bu kadar zor. Yani kazacağız ve bakacağız dedektörün öttüğü yere. Varsa vardır, yoksa yoktur. Kepçe yoksa kazma kürek var!

Şimdi ne olacak? Öncelikle çıkarılıp sergilenmesini herkesten çok ben isterim. Ortada inanılmaz bir koleksiyon olduğu kesin. Haberlerde yazıldığı gibi, dünyada hiçbir müzede olmadığı koca bir yalan. Ben bizzat Paris Le Bourget’te bulunan müzede kendisini böyle fotoğraflamıştım. Ama yine de diğer tüm uçaklardan farklı bir hikayeye sahip olması çok güzel.

YOUTUBE KANALIM EMİNİM İLGİNİZİ ÇEKECEKTİR!

“TÜRK SİVİL HAVACILIK TARİHİNE DAMGASINI VURAN UÇAK KAZALARI”

KEREM GÖK STORE AÇILDI! BENCE BİR GÖZ ATIN...

"TÜRK SİVİL HAVACILIK TARİHİNE DAMGASINI VURAN UÇAK KAZALARI"