Kıbrıs, tam bir “dark turizm” cenneti…

Kıbrıs’a hiç bakmadığınız bir gözle bakacaksınız, çünkü size Kıbrıs’ın hiç yazılıp çizilmeyen yönlerinden bahsedeceğim…

Evet, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) tam bir dark turizm cenneti! Herkes tarafından bir eğlence ve kumar cenneti olarak bilinen ve çoğu kişi tarafından da bu amaçlar için ziyaret edilen ada, aslında meraklılarına çok farklı heyecanlar ve deneyimler vaad ediyor. Bu yazımda Kıbrıs’ın farklı bir yüzünü sizlere sunuyor olacağım.

Dark Turizm nedir?

Öncelikle dark turizm nedir sorusunun kısaca cevabını vermek istiyorum. Dark turizm en basit tanımıyla, bir zamanlar felaketlere sahne olmuş, acıların yaşandığı ya da bir sebepten dolayı terk edilmiş, harabe görünümüne bürünmüş mekanlara yapılan özel ziyaretler olarak adlandırılabilir. Son yıllarda, özellikle dünya turizminde çok moda olan bu turizm türü, ülkemizde de yavaş yavaş kitle toplamaya başladı. Dark turizm konusunda dünyanın en popüler mekanlarını şöyle bir sıraladığımda, biraz önce yaptığım tanımdan çok daha net bir tablo belirecek kafanızda.

-Polonya, Auschwitz Toplama Kampı

-Ukrayna, Çernobil Nükleer Santrali ve çevresindeki terk edilen bölgeler

-Kamboçya, Tuol Sleng Soykırım Müzesi

Auschwitz Toplama Kampı

Türkiye’de dark turizm etkinliği için ilk aklıma gelen mekanlar ise Yedikule Zindanları ve Ulucanlar Cezaevi Müzesi. Ama ülkemizde dark turizm açısından daha pek çok değerlendirilebilecek yer olduğuna eminim. O ayrı bir araştırma konusu. Şimdi tekrar Kıbrıs’a dönelim. Kıbrıs’ın dark turizm bölgeleri nereler?

Kapalı Maraş ya da Varoşa

Hikaye çok güçlü, mekan çok eşsiz. 1960’lı yıllarda dünyanın en popüler tatil merkeziydi. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında tahliye edildi. Rum tarafı ile Türk tarafı arasında kaldı ve 1974 yılından günümüze kadar orası bir hayalet şehir!

Şu an Birleşmiş Milletler askerleri kontrolündeki bölgenin bir bölümünde de Türk Ordu Evi mevcut. Yani bölgenin bir kısmında Türk askeri de yer alıyor. Ancak şehrin çok büyük kısmına ayak basılmıyor. Üstelik Türk askerinin olduğu kısımda da aslında kimse yok. Asker bile Kapalı Maraş’ın girişinden Ordu Evine kadar otomobilden inemiyor, fotoğraf çekemiyor. Kısacası, bir zamanların tatil cenneti, 40 yıldan uzun zamandır kimsenin adım atmadığı koca bir hayalet şehre dönüşmüş durumda.

Aslında Palm Beach kumsalında fotoğraf çekmek yasak. Çektiğiniz zaman, civardaki bir gözetleme kulesi tarafından tespit ediliyor ve uyarılıyorsunuz. Gördükleriniz, nöbetçilerin gözünü uğurlayıp çekebildiklerimden ibaret…

Peki, biz bu hayalet şehrin ne kadarını görebiliyoruz? Aslında bu sorunun cevabını buraya tıklayarak ulaşabileceğiniz yazımda veriyorum. Tekrar etmek gerekirse; Kapalı Maraş’ın büyük kısmını gözlemlemeniz mümkün. Magosa’daki Palm Beach olarak adlandırılan kumsaldan terk edilmiş lüks otelleri, caddeleri, şehrin büyük kısmını görebiliyorsunuz. Ayrıca Kapalı Maraş’ı çevreleyen tel örgülerin etrafından yürüdüğünüzde hissettikleriniz tarif edilemez. Sadece bir kaç metre ötenizde 40 sene öncesi duruyor. Hala bomba izlerini taşıyan binaları görüyorsunuz. Sonra eğilip, tellerin arasından bomboş Kapalı Maraş sokaklarına, caddelerine bakıyorsunuz. Hissediyorsunuz! Tarifi çok zor olan şeyleri bir anda hissediyorsunuz…

Mümkün mü bilmiyorum ama Kapalı Maraş tamamen dark turizm etkinlikleri için değerlendirilmek istense sanırım dünyanın en eşsiz turizm merkezlerinden biri haline gelir!

Barbarlık Müzesi

1974 Kıbrıs Barış Harekatı öncesinde, Rum teröristler tarafından Kıbrıs Türkleri’ne yapılan soykırımı mutlaka duymuşsunuzdur. Duymadıysanız da derhal bu konu hakkında detaylı bir yazı ya da kitap okumanızı tavsiye ediyorum. Enosis, yani Kıbrıs’ı bir Yunan adası yapma ideali ile Kıbrıslı Türkleri yok etme girişimine başlayan Rum örgütler, Aralık 1963’te Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı’nda görevli Binbaşı Nihat İlhan’ın evine saldırmış, Binbaşı’nın evde yalnız olan karısını ve üç çocuğunu vahşice katletmişti. Dünya basınına büyük zorluklar ile sızdırılan küvetteki cesetlerin görüntüsü, akıllardan silinmemiş ve Kıbrıs Türklerine yapılan zulmün simgesi olmuştu.

1963, Kıbrıs…

Bu vahşi olayın yaşandığı ev, bugün Lefkoşa’da Barbarlık Müzesi olarak ziyarete açılmış durumda. Evin odalarında dehşetin çığlıkları hala yankılanıyor adeta. Kurşun izleri halen olduğu gibi duruyor. En çok tüyleri diken diken eden detay ise banyoda. Cesetlerin doldurulduğu ve o meşhur fotoğrafa konu olan küvet halen kan lekelerine kadar muhafaza edilmekte.

Barbarlık Müzesi, Lefkoşa

 

Bugün, Türkiye’yi sözde Ermeni soykırımı ile suçlayan herkesin, gerçek bir soykırım nasıl oluyormuş görmek adına burayı ziyaret etmesi dileğiyle…

Arabahmet Mahallesi

Doğal güzelliklerin zirvesinden tarihi dokuların uç noktalarına, Batı Avrupa mimarisinden Doğu Bloğu şehirlerine kadar çok farklı yerlere vizörden bakan bu gözler, hiçbir yerde fotoğraf çekmek için böylesine yanıp tutuşmadı. Ahtım olsun, elimde makinem ile Arabahmet mahallesini arşınlamazsam bir daha ki sefere…

Kıbrıs’ın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Arabahmet Mahallesi, “yeşil hat” olarak adlandırılan yerin hemen dibinde kalması nedeniyle harap vaziyette ziyaretçilerini bekliyor. Sokakta gezinirken 1974 yılından kalma tabelalar görürseniz şaşırmayın. Çoğu 19. YY sonu 20. YY başı yapılan çift katlı evlerin arasında yürürken her an karşınıza bir askeri nöbetçi kulübesi de çıkabilir. Unutmayın ki Kıbrıs resmi olarak halen bir savaş bölgesi! İki taraf arasında imzalanmış bir barış antlaşması olmadığı için Lefkoşa’yı ikiye bölen hat askeri açıdan çok önemli. Bir tarafta neredeyse tamamen terk edilmiş bir mahalle, diğer tarafta ise Avrupa Birliği üyesi Rum Kesimi’nin modern caddeleri. Arabahmet Mahallesi size bu karmaşayı ve bu karmaşanın getireceği duygusal deneyimi sunuyor.

Kıbrıs anlatılacak çok hikaye barındıran çok güzel bir ada. Ve benim için anlamı çok ama çok derin!

Devamı gelecek…

KEREM GÖK STORE AÇILDI! BENCE BİR GÖZ ATIN...

"TÜRK SİVİL HAVACILIK TARİHİNE DAMGASINI VURAN UÇAK KAZALARI"

İlginizi çekebilir...

Kapalı Maraş (Varoşa) Ziyareti Kapalı Maraş'ı gördüğümde hissettiğim en yoğun duygu arzuydu! Hayatım boyunca, hiçbir yere girmeyi bu kadar çok istememiştim... Kıbrıs'ta bulunduğum ...