Merhaba 25!

Evet, bugün benim doğum günüm. Evet, artık 25 yaşındayım…

Askerdeyken yapmadığım için çok pişman olduğum bir şey var. Kendime mektup yazmak. Buna defalarca niyetlendim ama hep erteledim. Sonra bir bakmışım ki askerlik bitmiş, ben hala askerden sonraki ilk doğum günüme ve 30 yaşındaki Kerem’e yazacağım mektupları yazamamışım.

Hayatım boyunca, hayatıma asla o pencereden bakamayacağım bir daha, biliyorum. Ama yine de zararın neresinden dönülürse kardır deyip bu gece böyle bir blog yazısı yazmaya karar verdim.

1991 yılında aldığım ilk nefesin üzerinden tam 25 sene geçti.

Yani 9 bin 125 gün geçirdim dünyada. Bu doğum günümde gelen hediyeler ya da mesajlarla mutlu olmak yerine biraz geçmişe bakıp analiz yapmak istiyorum. Size de her doğum gününüzde bunu yapmanızı öneriyorum…

Bir Hayal Ne Kadar Realize Olabilir?

Geride bıraktığım 25 yıl, bana bu sorunun cevabını verdiği için çok mutluyum. Hayat bana bir hayalin ne kadar realize olabileceğini gösterdi. Bir şeyi gerçekten istemenin, onun için savaşmanın ve sonunda zafere ulaşmanın dayanılmaz hazzını yaşadım.

Orta okul ve lise yıllarımda otomobiller üzerine hiçbir yerde yayınlamayacak yazılar yazardım. Ama o yazıları yazarken bir otomobil dergisi için yazdığımı hayal ederek yazardım. İdolüm, otomobil test etmek konusunda nirvanaya ulaşmış olan Tiff Needle idi. Gerçekten istedim, savaştım ve 20’li yaşlarıma gelmeden kendimi dergi bitirmek için sabahlarken, o ay test ettiğim otomobilin yazısıyla ilgili son düzeltmeleri yaparken buldum.

Hayaller kurulur, gerçekler yaşanır! Ama bazen de…

Beni çok heyecanlandıran, çok derinden hissettiğim bir konuyla ilgili bir kitap okumak istedim. O konuyla ilgili yazılan hiç kitap yoktu. Öyle bir kitap bulamayınca ben yazmak istedim. Herkes ısrarla altından kalkamayacağımı söyledi. Sonra bir gün geldi, bana yapamayacağımı söyledikleri şeyi, yapamayacağımı söyleyenlerin eline verdim.

İmza günlerim oldu. İlkine sadece eşim dostum geldi. Bir yıl sonra ikinci imza günüm oldu. Sadece kitap imzalatıp, benimle sohbet etmek için gelenler oldu. Mutluluktan ağladığımı hatırlamaktan daha güzel ne olabilir ki?

“Uçak Kazaları” bana tek kuruş para kazandırmadı, yüz binlerce kişi tarafından okunup beni ünlü birisi yapmadı. Ama daha 23 yaşındayken bana çok önemli bir şey öğretti; bazende hayaller yaşanır…

Ve şimdi her şeyi anlatma vakti!

Daha çok yazmak, daha çok okumak, insanların hayatında daha güzel izler bırakmak istiyorum. Bir hayalin ne kadar realize olabileceğini herkese ispatlamak istiyorum. Kendime verdiğim sözleri tutmak istiyorum.

Hayatımın 50’de 1’ini askerlik yaparak geçirdim, feda olsun. Hayatımın en gerçek, en farklı hikayesini yaşadım. Döndükten sonra, “yaşandı ve bitti, anlam yüklemeye gerek yok” dedim.

Ama verdiğim sözden nasıl dönerim? 3-5 nöbetinde kurulan hayallerin hiç mi hatırı yok?

Bir iş yapmakla, iyi bir iş yapmak arasında da çok fark var, bunu biliyorum. İyi bir iş yaparsanız sonsuza kadar yaşar, kötü bir iş yaparsanız ne yazık ki o da sonsuza kadar yaşar, bunu da biliyorum.

Ve şimdilerde yazıyorum, her şeyi anlatıyorum. Hayata dair, insanlığa dair, Türk gençliğine dair bir iş değil, iyi bir iş yapmak için çalışıyorum.

24 yaşında verdiğim sözleri unutmadım, tutacağım! Merhaba 25, merhaba…