BMW 2 Serisi Cabrio

BMW, 2 Serisinin de üstünü açtı. Yeni model, önümüzdeki ay gerçekleştirilecek olan Paris Motor Show’da sergilenecek. BMW 2 Serisi Cabrio‘da soft top (tente) kullanılmış ve araç hareket halindeyken de üstünü açabilecek. Tavanın tam olarak açılabilmesi için 20 saniye yeterli olacak. Tavan hariç coupe model ile aynı olan 2 serisi cabrionun tavan tentesi için farklı renk seçenekleri tercih edilebilecek.

M2.35i Hazır!
Çeşitli varyasyonları ile ürün gamını genişleten 2 Serisinin, M2.35i versiyonu da hazır. 3 litrelik çift turbolu bir güç ünitesine sahip olacak M2.35i’nin 6 silindirli motorunda sıralı silindir dizilimini tercih etmiş. 326 beygirlik M2.35i, sekiz ileri çift kavramalı şanzımana sahip olacak ve 0-100 km/s hızlanmasını 5.2 saniyede tamamlayacak.

Mercedes AMG GT’ye merhaba deyin!

Rüyalarımızı süsleyecek yeni süper otomobil bugün resmen tanıtıldı. Mercedes-AMG GT, SLS AMG sonrası Mercedes-Benz markasının yeni silahı olacak.

Yeni model, dış görünüş itibari ile SLS AMG ile hayli bir benzer bir yapıya sahip. Ancak, kaputun altında bazı radikal farklar var. Mercedes-AMG GT‘de çift turbolu, 4 litre hacimli bir V8 güç ünitesi kullanılmış. 462 beygir güce sahip olan otomobil 600 nm tork üretiyor. 7 ileri çift kavramalı şanzıman ile gücünü yola aktaran Mercedes-AMG GT, 0-100 km/s hızlanmasını 4 saniyede tamamlarken, maksimum 304 km/s hıza ulaşıyor.

Yeni modelin daha güçlü varyasyonu olan Mercedes-AMG GT S, yine çift turbolu 4 litrelik V8 motora sahip. 510 beygirlik “S” modeli 0-100 km/s hızlanmasını 3.8 saniyede tamamlıyor ve 310 km/s maksimum hıza ulaşabiliyor.

Mercedes-AMG GT, önümüzdeki ay yollarda olacak. Yeni hayalinize merhaba deyin…

İstanbul E-5’te yeni hız sınırı değişti!

10 Eylül 2014 saat 01:00 itibari ile İstanbul E-5'te bulunan bir tabela.
10 Eylül 2014 saat 01:00 itibari ile İstanbul E-5’te bulunan bir tabela.

Müjdemi isterim! E-5’te hız sınırı artık 80 km/s. Bu geceden itibaren İstanbul E-5’te bulunan hız sınırı tabelaları 80’ni göstermeye başladı.

Değişiklik 10 Eylül 2014 itibariyle gerçekleştirilmiştir. 9 Eylül saat 23 sularında E-5’te seyahat ederken hız sınırı halen 70 km/s idi. Ancak, dönüş yolunda hız sınırının revize edildiğini ve 80 km/s hıza çıkarıldığını fark ettim.

İnanın bir işkence bitmiş durumda. 70 ile 80 arasında o kadar büyük bir fark varmış ki, dönüş yolunda anladım. Biraz daha zorlarsak 90 olur mu? Bekleyip göreceğiz…

Aventador’un Sihirli Rakamları

Aşağıdaki fotoğrafı 2012 Mart’ında çektim. Yanlış hatırlamıyorsam, Türkiye’ye gelen ikinci Lamborghini Aventador’du. Kendisiyle baya zaman geçirme ve içli-dışlı olma şansını yakalamıştım. Şu kadarını söyleyebilirim, redline evresinde kulaklarımı çınlatan bir motor sesine sahip. Dile kolay 700 beygir…

Aşağıdaki fotoğraf, otomobilin transparan motor kapağının üzerinden çekilmiştir. Motor bloğunun üzerine konumlanmış olan bu etiket, aslında bir Lamborghini geleneği. Anlamsızca sıralanmış gibi duran rakamlar, aslında son derece karmaşık bir yapının şifresi. Rakamlar, devasa V12 motorun silindirlerini hangi sıra ile ateşlediğini gösteriyor. Yani önce 1. silindir, ardından 12. silindir, ardından 4, 9, 2, 11, 6, 7, 3, 10, 5 ve 8…

ORDINE DI ACCENSIONE - Yani İtalyanca diyor ki; ateşleme sırası.
ORDINE DI ACCENSIONE – Yani İtalyanca diyor ki; ateşleme sırası.

Concorde’nin Önünde Saygı Duruşu

Concorde, benim için tüm zamanların en asil ve en özel uçağıdır. Öyle tahmin ediyorum ki sonsuza kadar da öyle kalmaya devam edecek…

Size uzun uzun Concorde’nin hikayesini anlatmayacağım. Zamanında anlattım zaten, merak edenler buraya tıklayarak 2012 yılında yazdığım yazıyı inceleyebilir. Burada onunla baş başa geçirdiğimiz çok özel birkaç dakikadan bahsedeceğim.

Birkaç sene önce onu ziyarete gittim. Paris’te bulunan Le Bourget Havacılık ve Uzay müzesi, prototip, yani ilk Concorde’nin (Concorde 001) sergilendiği yerdir. Ayrıca Air France filosundan emekli bir Concorde’de aynı hangarda yer almaktadır.

Le Bourget Havacılık ve Uzay müzesi izlenimlerimi kokpit.aero sayfası için yazmıştım. Dilerseniz o yazıya da buradan ulaşabilirsiniz.

İki Concorde’nin sergilendiği hangara doğru yürürken heyecandan uçuyor gibiydim. Aşırı heyecanlandığım için giriş ile hangar arasındaki yolda neler düşündüm, neler yaptım açıkçası ben de çok net hatırlamıyorum. Hangara girdiğimde “aman tanrım!” dedim. Düşündüğümden çok daha ihtişamlı, çok güzel gözüküyordu. Gel de aşık olma!

concorde_muze

Zamanla ilgili bir sıkıntı yaşamamak için sabahın erken saatlerinde müzeye gelmiştim. O gün, öğleden önce Concorde hangarında bir davet düzenlenecekti ve bu yüzden Concorde hall öğleden sonra ziyarete açıklacaktı. Tabi, beni tutabilene aşk olsun! İçeri girer girmez saf aşıklar gibi dalıp gitmişim. O ara da yanıma bir güvenlik görevlisi geldi. Kapalı olduğunu söyleyip duruyordu. Daha sonra içeride daha yetkili bir abi buldum ve İstanbul’dan sırf Concorde’yi ziyaret etmek için geldiğimi söyledim. Sağ olsun, bana biraz zaman tanıdı ve her iki uçağında kabinine girerek biraz olsun heyecanımı yatıştırdım. Ona uçarken binmek kısmet olmadı ama yerdeyken Concorde’ye binmiştim. Öyle ya da böyle, artık ben de Concorde’ye binen özel insanlardan birisiydim.

Concorde hangarındaki davet bitti ve öğleden sonra hall tekrar ziyarete açıldı. Aylardan kış, günlerden Çarşamba olduğu için etraf hayli tenhaydı. Aylardır, hatta belki yıllardır hayalini kurduğum şeyi gerçekleştirmek için süper bir ortam! Telefonumdan aşağıda izleyeceğiniz, kim tarafından hazırlandığını bilmediğim ama her izlediğimde tüylerimi diken diken yapan videoyu açtım, kulaklığımı taktım, Concorde’nin karşısına geçtim. Tam karşımda gerçek bir Concorde, ekranda binlerce kez izlediğim bu harika video. Evet, o dakikaların hayatımın en güzel zamanları sıralamasında yeri hayli yüksek…

Hoşçakal yaz! Seni özleyeceğiz…

Bu gece yaza veda ediyorum. Teknik anlamda günler önce sona ermiş olsa da, psikolojik anlamda birçoğunuz gibi ben de son veremedim. Bu akşam, sonuna geldiğimiz hafta ile birlikte yaza da veda etmeye karar verdim.

Zaten çok yakında havalar soğumaya başlayacak (hissediyorum). İşte o zaman mecburen yaza son vermiş olacağız. Yine gittiğimiz her mekanda duman altı olmamış kapalı bir köşe aramaya başlayacağız, yine dışarıda durmak cesaret gerektirecek, yine grip olacağız falan filan.

Kışın da kendince güzellikleri yok değil tamam ama yaz çok güzeldi be…

Aksam üzeri bir kapri, bir tişört ile kendini dışarı atıp hiç kapalı bir mekana girmeden sabahlayabilmek, son sürat giderken arabanın camlarını sonuna kadar açabilmek, saatlerce yüzmek… Aylarca beklemek zorundayız.

Yarından itibaren montla gezmeye başlayabilirim. Çünkü kış gelmeden, tekrar yaz gelmeyecek.

Hoşçakal yaz… Seni çok seviyoruz, özletme kendini!

Nedense "yaz" deyince aklıma hep bu fotoğraf karesi geliyor. Aylarca bakıp bakıp avunacağım artık. (Merak edenler için; TC-SAF / Boeing 737-700 Wingletsiz)
Nedense “yaz” deyince aklıma hep bu fotoğraf karesi geliyor. Aylarca bakıp bakıp avunacağım artık. (Merak edenler için; TC-SAF / Boeing 737-700 Wingletsiz)

1970’lerin en sansasyonel aşk üçgeni

Bir yanda Filiz Akın, diğer yanda Gülşen Bubikoğlu…

Bence Türkiye’nin gelmiş geçmiş en güzel iki kadınının dahil olduğu aşk üçgenini tamamlayan köşe ise prodüktör Türker İnanoğlu.

Gazete arşivlerinde tozlu sayfalar ile boğuşurken karşıma çıkan bu haber, bir anda beni alıp 1970’lere götürdü. Öyle tahmin ediyorum ki, dönemin en büyük magazinel olayı bu idi. Haber 27 Ocak 1974 tarihli Tercüman Gazetesi’nden. Filiz Akın’ın boşandığı kamuoyuna böyle duyuruluyor…

“Fuar Arabası” Nedir?

Kazasız, boyasız, hatasız, bayandan, doktordan, hastasından vs. vs…

İlan sitelerindeki çılgın otomobil ilanlarında, bir de “fuar arabası” diye bir terim kullanılmaya başlandı. Görüp de anlam veremeyenler, ne olduğunu anlayamayanlar vardır belki dedim ve kısaca açıklamak istedim.

“Fuar arabası” ile kastedilen şey, satılan otomobilin, geçmişte bir fuarda sergilendiğidir. Nasıl yani? Yani, Otoshow İstanbul 2012’de sergilenen Volkswagen Golf’ü düşünün. Bu otomobil fuardan sonra bir şekilde satılıyor ve son kullanıcıya ulaşmış oluyor. Fuarda sergilenen otomobili satın alan şahısta, otomobilini satmak istediği zaman, avantajları ön plana çıkartmak için böyle bir terim kullanıyor.

Fuar araçlarının en büyük avantajı, genellikle ekstra bir çok donanıma sahip olmasıdır. Hepsi için geçerli olmasa da, bir çok marka fuarda sergilemek için donanım açısından en zengin varyasyonu tercih ediyor.

Yedikule Zindanları

Sizi, belki de İstanbul’un en büyülü mekanına götürüyorum. Burası eski bir zindan ve ölümün, acının sesini hala duyabiliyorsunuz!

Yedikule Zindanları, isminin aksine aslında bir zindan olarak inşa edilmemiştir. Bizans’a gelen önemli konukların ihtişamlı bir şekilde karşılanabilinmesi amacıyla “Porta Aurea” (Altın Kapı) olarak adlandırılan yerden giriş yaptıkları bir yerdir. Tarihi M.S 390 yılına kadar uzanan bu kapı, ihtişamlı karşılamalar için dönemin Bizans İmparatoru Theodosius tarafından inşa ettirilmiştir. Theodosius’dan sonra tahta geçen oğlu da dört tane gözlem kulesinden oluşan bir kaleyi bu kapı ile birleştirmiştir. Okumaya devam et “Yedikule Zindanları”

“Dünyanın en iyi otomobili” ile Cumartesi gezmesi

Mükemmel bir dış tasarım, doruklarda yaşanan bir sürüş zevki ve kulaklarda yankılanan etkileyici motor sesi… Daha ne olsun?

Meşhur Top Gear programının babası Jeremy Clarkson’a göre, dünyanın en iyi otomobili imiş! Ferrari F355’den bahsediyoruz. Bana göre gelmiş geçmiş en güzel Ferrari modelleri arasında ilk 3’te yeri var. Çocukluğum boyunca “süper otomobil” denildiğinde hep aklımda canlanan model F355 oldu. En büyük hayalimdi, aslına bakarsanız hala öyle…ferrari_355_spider_turkey_istanbul

Evet, hala bir Ferrari F355’e sahip olamadım. Ama onunla kısa süreli de olsa bir aşk yaşama fırsatına eriştim. Muhteşem sesi, eşsiz tasarımı, aslına bakarsanız her detayı ile aşık olunası bir otomobil.

1994 yılında piyasaya çıkan Ferrari F355, ilk etapta “Berlinetta” ve “GTS” modelleri ile satışa sunuldu. “Berlinetta” modeli bildiğimiz coupe versiyondu. “GTS” ise sert tavana sahip bir “targa” varyasyonu idi. Bir yıl sonra, 1995 yılında “Ferrari F355 Spider” ortaya çıktı. “Spider” cabrio bir modeldi ve tentesini katlanarak tam olarak üstünü açabiliyordu. 1998 yılında otomatik şanzıman seçeneği geldi. “F1” model uzantısını alan otomatik şanzımanlı modellerin vites değişimleri direksiyon arkasındaki kulakçıklardan yapılıyordu.

ferrari_f355_direksiyon

Havaların yeni yeni ısınmaya başladığı bir bahar günü Ferrari F355 Spider ile kısa bir Cumartesi gezintisine çıkma imkanı buldum. Otomobili çok uzun süre kullanma imkanım olmadı ama co-pilot koltuğunda da fazlasıyla keyif aldığımı söyleyebilirim.

Her şeyden önce bu tarz otomobillerin tümünde olduğu gibi, F355’te çok sert bir debriyaja sahip. Ayrıca ön tekerleklerin konumundan dolayı, debriyaj pedalı ile fren pedalı arasındaki mesafe alışılagelmişten daha az. Vites geçişleri sırasında çıkan tok bir “klik” sesi tek kelimeyle cezp edici. Hızlanma, frenaj ve sürüş keyfi olabilecek en iyi seviyede. Motorun, her devirde bambaşka bir tınısı var. Sanırım ondan daha iyi ses çıkaran bir otomobil daha görmedim.

ferrari_f355_spider_istanbul

1998 model bir otomobil nasıl bu kadar dikkat çekebilir? Envai çeşit süper spor otomobil ile geçtiğimiz yollarda en çok dikkat çeken otomobillerden biri, şüphesiz 1998 model kırmızı Ferrari F355 Spider idi. Arkasında homurdanan motoru ile koca bir go-kart otomobilini andıran F355, her anlamda çok keyifliydi. Şu sıralar Türkiye’deki F355 popülasyonu iyice azalmış durumda. Çok yakında bu efsane modelin gerçek bir klasik sınıfına gireceği kesin. Umuyoruz ki Türkiye’de de iyi kondisyonda ve iyi korunmuş otomobillerin varlığı devam eder…