Türkiye’nin En “Özel” Arabası

Araba yazdım af buyurun. Normal şartlar altında otomotiv gazeteciliğinde yeri olmayan ve sevilmeyen bir kelimedir bu. “Araba” diye bir şey yoktur, “otomobil” vardır! Bunu yıllar önce öğrenmiştim. Ama geçmişe bir atıfta bulunmak için böyle yazmak durumunda kaldım.

Yıllar öncesiydi, Modifiyem.com’un en hareketli zamanlarındaydık. Çok güzel günlerdi vesselam, Türkiye’de otomobilden bahsetmenin tadından yenmediği zamanlardı. Bilenler bilir belki, “Türkiye’nin en ‘özel’ arabası” diye bir başlık vardı. Binlerce sayfa post atılmış, ne fotoğraflara yer verilmişti. 10 yıl öncesinden bahsediyorum tabii, şimdi ne Modifiyem kaldı, ne de o güzel topluluktan bir eser.ferrari_308_gtb_turkiye_2

Henüz 13-14 yaşındaydım ama en hararetli tartışmaların da içindeydim. Ferrari FXX’in altına takozları koyup “gel gel” yaparak köhne bir garajdan çıkartmalarını hep beraber ağzı açık izlemiştik. Sayfalarca Türkiye’de Ferrari Enzo var mı yok mu onu tartışmıştık. Ben olmadığını savunan ve asla ikna edilemeyenlerdendim. Hala da savunuyorum ki; Türkiye’de Ferrari Enzo yok. Olsa ben bilirdim…

Özel demek, illa ki son model ve çok pahalı demek anlamını taşımıyordu. Nice nadide klasikleri de görmüştük o başlık altında. Türkiye’nin en “özel” arabası hangisi? Hala kesin bir yargılaya varamadık bu konuda. Ama ben bugün en özellerinden bir tanesini gördüm.

ferrari_308_gtb_turkiye

Bir Ferrari 308 GTB’den bahsediyorum.

Yanılmıyorsam şu an Türkiye’de bir tane var. Yıllar önce bir de kırmızı 308 GTB vardı ama yanlış hatırlıyor da olabilirim. Çok büyük ihtimalle bu otomobil şu an Türkiye’de bir tane. Üstelik çok iyi kondisyonda. 36660 kilometrede, hem iç mekanda hem de dışarıda “sıfır” kondisyonunda desem herhalde abartmış olmam.

Ferrari 308 GTB, 1975-77 yılları arasında fiberglas şasi ile 1977-85 yılları arasında çelik şasi ile üretilmiş bir model. Fotoğraflarını gördüğünüz Türkiye’deki model 1976 model, yani fiberglas şasiye sahip. 2.9 litrelik, V8 bir güç ünitesine sahip olan 308 GTB, Amerikan versiyonunda 240 beygir, Avrupa versiyonunda 255 beygir güce sahip. Türkiye’deki model bir Amerikan versiyon.

ferrari_308_gtb_key_turkiye

Ey eski Club Modifiyem üyeleri, güzel insanlar! Şimdi size sesleniyorum. 10-12 sene önce tartışmaya başladığımız “Türkiye’nin en ‘özel’ arabası” tartışmasını devam ettiriyorum. Lütfen biriniz çıkıp bana “Türkiye’de Ferrari Enzo var” desin. O ortamı çok özlüyorum…

Kayıp Malezya Havayolları Uçağında Son Durum

Son zamanlarda en çok duyduğum soruların başında Malezya Havayolları uçağına ne olduğu sorusu geliyor.

Tabii ki Malezya Havayolları uçağına ne olduğunu size söylemeyeceğim! Aslına bakarsanız, insanların bana bu soruyu yöneltirken nasıl bir cevap beklediklerini de merak ediyorum. Belki bu soruyu soranların bir kısmı, olayda gelinen son noktanın ne olduğunu merak ediyor. Diğer bir kısım ise olayla ilgili komplo teorilerini dinlemek istiyor. Sonuç olarak çok büyük bir kitle, uçağın başına ne geldiğini çok merak ediyor.

Kayıp Malezya Havayolları uçağında son durum ne? Simdi kısaca olayı toparlayalım.

Hala kayıp…

Bu kadar!

mh370-kayip-ucak-son-radar-goruntusu

8 Mart 2014 tarihinde, MH370 sefer numarası ile 00:41’de (yerel saat) Kuala Lumpur’dan havalanan bir Boeing 777-200ER, kalkışından 41 dakika sonra, yani 01:22’de radardan kayboldu. 227 yolcusu ve 12 mürettebatıyla Pekin’e giden uçak, kaybolduğunda Tayland Körfezi üzerinde 35 bin feet olan seyir irtifasında yol almaktaydı. Hiçbir acil durum çağrısı göndermedi. Yani her ne olduysa bir anda oldu ve uçak radar ekranından kayboldu.

Olayın üstünden geçen bir kaç gün içinde, uçağın radar ekranından kaybolmasının ardından uçmaya devam ettiği, hatta tam aksi yöne doğru uçtuğu ortaya çıktı. Uçak 9 bin feet irtifada iken Pulau Perak Adası yakınlarında askeri radarlara yakalanmıştı.

kayip-ucak-son-yer

Tayland Körfezi’nde süren arama çalışmaları, uçağın tespit edildiği son noktaya kaydırıldı. Yetkilerin üzerindeki baskı gittikçe artıyordu. Nisan ayının sonlarına doğru “enkazı bulduk” açıklamasını yaptılar. Ancak ortada kanıt niteliğinde hiçbir şey yoktu. Kamuoyu tatmin olmadı, kandırıldığını düşündü. Malezya ve Çin’de binlerce kişi sokaklara döküldü. En nihayetinde ortaya çıktı ki, ne uçak ne de enkazı ortalıkta yoktu.

Olayla ilgili sayısız komplo teorisi üretildi, belgeseli çekildi hatta kitabı bile yazıldı. Uzaylılar kaçırdı denildi, zamanda yolculuk yapıyor denildi ve daha neler neler…

Tüm bu kafa karışıklığının arasında, 17 Temmuz 2014 tarihinde Malezya Havayolları’na ait bir uçak, Ukrayna hava sahasında iken vuruldu. Uçak tipleri bire bir aynıydı. Kayıp uçak da, vurulan uçak da bir Boeing 777-200ER modeliydi. Kayıp uçağın kuyruk tescili 9M-MRO, vurulan uçağın kuyruk tescili 9M-MRQ idi. Vurulan uçakla ilgili soruşturma süreci halen devam ediyor. Şimdilik sadece havada vurulduğu ve yere düşmeden parçalara ayrıldığı biliniyor.

Kayıp uçak ile vurulan uçak arasında bir bağlantı var mı?

Henüz o da bilinmiyor.

Güncelleme, 28 Eylül 2014;

Arama çalışmaları okyanusta devam ediyor. Güney Hint Okyanusu’nda devam eden çalışmalar sırasında bölgenin bir haritası çıkarıldı. Bu alan dünyanın keşfedilmemiş bölgelerinden bir tanesi olarak dikkat çekiyor. Denizaltılardan gönderilen sonar sinyalleri ile okyanusun altının bir haritası çıkarıldı ve bu harita kamuoyu ile paylaşıldı.

kayip_malezya_havayollari_ucagi_enkaz_deniz_dibi

 

Güncelleme, 30 Ocak 2015;

Uçağın başına ne geldiği ile ilgili halen hiçbir sonuç elde edilemediği halde, olay Malezya Hükümeti tarafından resmen “kaza” olarak ilan edildi ve uçakta bulunan 239 kişinin tamamı da “ölü” olarak kabul edildi.

Güncelleme, 8 Mart 2015

Olayın üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen ne yolcuların ne de uçağın izine rastlanmadı. Arama çalışmaları devam ediyor…

Sonuç olarak, uçak hala kayıp. Kayda değer gelişmeler oldukça bu yazı güncellenecektir.

Güncelleme, 30 Temmuz 2015

Madagaskar Adası yakınlarında, kayıp uçağa ait olduğu tahmin edilen bazı parçalar bulundu.

Güncelleme, 07 Şubat 2016

Uçağın ya da enkazın yeri halen belirlenmiş durumda değil.

Güncelleme, 20 Nisan 2016

Mozambik kıyılarında bulunan parçaların “neredeyse kesin olarak” kayıp Malezya Havayolları uçağına ait olduğu resmi makamlarca açıklandı. Ancak ana enkazın nerede olduğu halen tam olarak bilinmiyor…

kayip-malezya-ucagi-motor-parcasi

Güncelleme, 24 Temmuz 2016

2 yıldan fazla zamandır aranan uçak bulunamadı. Arama çalışmaları için milyonlarca dolar harcandı ve Hint Okyanusu’nda 120 bin kilometrekarelik alan tarandı. Fakat Afrika sahillerine vuran birkaç küçük parça dışında, Malezya Havayolları’na ait en ufak bir ize bile rastlanamadı. Ağustos 2016 itibari ile, kayıp Malezya Havayolları uçağını arama çalışmalarına son verildi!

9M-MRO, bulunamadı!

36 Sene Sonra Aynı Kare

kerem_gok

Tam 2 sene önce bugündü…

2012 yılında babam Hüseyin Gök ile birlikte, Isparta’ya ilginç ve anlamlı bir ziyaret gerçekleştirmiştik. 19 Eylül 1976 tarinde düşen bir yolcu uçagından geriye kalanları bulmak için Isparta’nın yüksek tepelerinde saatlerimizi harcamıştık. Kaza alanında, 154 kişiyi son yolculuğuna çıkaran bir Boeing 727 enkazından arta kalan irili ufakli bir çok parça bulduk. Uçak Karatepe isimli bir yere düşmüştü. Karatepe’de hayatını kaybedenleri andık ve geri döndük…

Aslında bu ilginç maceranın tüm detaylarını, 500Knots’da paylaşmıştım. Daha sonra bazı sebeplerden dolayı yazıyı web sayfasından kaldırmak durumunda kaldım. Kitabımda da uzun uzun bahsettiğim bu anlamlı ziyaretin detaylarını mutlaka öğreneceksiniz. Ama önce sizinle çok özel iki kare paylaşacağım.

Kaza alanında 400’den fazla fotoğraf çekmiştim. Hiç bir detayı kaçırmak istemiyordum. Eve döndükten sonra uzun uzun fotografları inceledim ve aşagıda gördüğünüz benzerliği fark ettim.

Soldaki fotoğraf, olayla ilgili haberde yer alan 21 Eylül 1976 tarihli Milliyet gazetesinden alıntı, sağdaki ise 36 sene sonra tarafımdan çekilen.

Dağlar, tepeler, bitki örtüsü ve geriye kalan derin acı. 36 sene sonra değişen çok az şey var…

1976_isparta_ucak_kazasi_enkaz

13. yıl dönümünde 12 özel fotoğrafla 11 Eylül trajedisi

11_eylul_anitBugün 11 Eylül 2014…

Yani dünya tarihinin gördüğü en korkunç trajedilerden bir tanesinin yıl dönümü.

11 Eylül olayları için “trajedi” kelimesini kullanmak farklı algılanabilir. 13 yıldır süregelen teoriler, aslında neyin ne olduğunu fazlasıyla açık bir şekilde ortaya koymuştur. Yani, kimin kime saldırdığını veya kimin kimi kime saldırttığını artık 2001 doğumlu kardeşlerimiz bile biliyordur heralde.

Arka planda her ne olursa olsun, o gün orada gerçek bir trajedi yaşandığını hiçbir şey değiştiremez. İki dev Boeing 767, dünyanın kalbine kamikaze dalışı yaptı. 3.000’e yakın insan feci bir şekilde can verdi. Bazı insanlar için, bir gökdelenin bilmem kaçıncı katından atlamak en iyi seçenek halini aldı. Gerçekten çok fazla can yandı. Olayın insani boyutu yürek burkan cinstendi.

Şimdi, 11 Eylül 2001’e kısa bir dönüş yapıyoruz.

 

1-) Takvimler 11 Eylül 2001’i gösteriyordu, New York güneşli bir sonbahar sabahına uyandı ve her şey yolunda gibi gözüküyordu.

1

 

2-) Saatler 08:45’i gösterdiğinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. İlk uçak kuzey kulesine çarptı. Tüm dünya olayı canlı yayından duyurmaya başladı. Herkes bunun bir uçak kazası olduğunu düşünüyordu. Ta ki, saat 09:03’te ikinci uçak güney kulesine çarpana kadar.

2

 

3-) Tüm dünya dumanlar içindeki ikiz kuleleri korku ve dehşet dolu gözlerle izliyordu.

4

 

4-) Alevler içinde kalan gökdelenlerde gerçek bir ölüm-kalım savaşı başladı. Dünya, yüzlerce metre yükseklikten kendisini boşluğa bırakmak zorunda kalanları canlı yayından izledi.

 

5-) Trajedinin gökyüzüne yansıması…

5

 

6-) ABD hava sahası, tüm uçuşlara kapatıldı. Havadaki tüm uçak en yakın meydana bir an önce inmesi konusunda uyarıldı. Fotoğraflar Gender Havalimanı’ndan. Uçaklar için park edecek çok az yer kalmış…

6

 

7-) Saat 09:50’de güney, 10:29’da kuzey kulesi çöktü.

7

 

8-) Geriye dev bir enkaz kalmıştı.

8

 

9-) 2.976 masum insan hayatını kaybetti.

9

 

10-)

10

 

11-)

11

 

12-)

12

 

BMW 2 Serisi Cabrio

BMW, 2 Serisinin de üstünü açtı. Yeni model, önümüzdeki ay gerçekleştirilecek olan Paris Motor Show’da sergilenecek. BMW 2 Serisi Cabrio‘da soft top (tente) kullanılmış ve araç hareket halindeyken de üstünü açabilecek. Tavanın tam olarak açılabilmesi için 20 saniye yeterli olacak. Tavan hariç coupe model ile aynı olan 2 serisi cabrionun tavan tentesi için farklı renk seçenekleri tercih edilebilecek.

M2.35i Hazır!
Çeşitli varyasyonları ile ürün gamını genişleten 2 Serisinin, M2.35i versiyonu da hazır. 3 litrelik çift turbolu bir güç ünitesine sahip olacak M2.35i’nin 6 silindirli motorunda sıralı silindir dizilimini tercih etmiş. 326 beygirlik M2.35i, sekiz ileri çift kavramalı şanzımana sahip olacak ve 0-100 km/s hızlanmasını 5.2 saniyede tamamlayacak.

Mercedes AMG GT’ye merhaba deyin!

Rüyalarımızı süsleyecek yeni süper otomobil bugün resmen tanıtıldı. Mercedes-AMG GT, SLS AMG sonrası Mercedes-Benz markasının yeni silahı olacak.

Yeni model, dış görünüş itibari ile SLS AMG ile hayli bir benzer bir yapıya sahip. Ancak, kaputun altında bazı radikal farklar var. Mercedes-AMG GT‘de çift turbolu, 4 litre hacimli bir V8 güç ünitesi kullanılmış. 462 beygir güce sahip olan otomobil 600 nm tork üretiyor. 7 ileri çift kavramalı şanzıman ile gücünü yola aktaran Mercedes-AMG GT, 0-100 km/s hızlanmasını 4 saniyede tamamlarken, maksimum 304 km/s hıza ulaşıyor.

Yeni modelin daha güçlü varyasyonu olan Mercedes-AMG GT S, yine çift turbolu 4 litrelik V8 motora sahip. 510 beygirlik “S” modeli 0-100 km/s hızlanmasını 3.8 saniyede tamamlıyor ve 310 km/s maksimum hıza ulaşabiliyor.

Mercedes-AMG GT, önümüzdeki ay yollarda olacak. Yeni hayalinize merhaba deyin…

İstanbul E-5’te yeni hız sınırı değişti!

10 Eylül 2014 saat 01:00 itibari ile İstanbul E-5'te bulunan bir tabela.
10 Eylül 2014 saat 01:00 itibari ile İstanbul E-5’te bulunan bir tabela.

Müjdemi isterim! E-5’te hız sınırı artık 80 km/s. Bu geceden itibaren İstanbul E-5’te bulunan hız sınırı tabelaları 80’ni göstermeye başladı.

Değişiklik 10 Eylül 2014 itibariyle gerçekleştirilmiştir. 9 Eylül saat 23 sularında E-5’te seyahat ederken hız sınırı halen 70 km/s idi. Ancak, dönüş yolunda hız sınırının revize edildiğini ve 80 km/s hıza çıkarıldığını fark ettim.

İnanın bir işkence bitmiş durumda. 70 ile 80 arasında o kadar büyük bir fark varmış ki, dönüş yolunda anladım. Biraz daha zorlarsak 90 olur mu? Bekleyip göreceğiz…

Aventador’un Sihirli Rakamları

Aşağıdaki fotoğrafı 2012 Mart’ında çektim. Yanlış hatırlamıyorsam, Türkiye’ye gelen ikinci Lamborghini Aventador’du. Kendisiyle baya zaman geçirme ve içli-dışlı olma şansını yakalamıştım. Şu kadarını söyleyebilirim, redline evresinde kulaklarımı çınlatan bir motor sesine sahip. Dile kolay 700 beygir…

Aşağıdaki fotoğraf, otomobilin transparan motor kapağının üzerinden çekilmiştir. Motor bloğunun üzerine konumlanmış olan bu etiket, aslında bir Lamborghini geleneği. Anlamsızca sıralanmış gibi duran rakamlar, aslında son derece karmaşık bir yapının şifresi. Rakamlar, devasa V12 motorun silindirlerini hangi sıra ile ateşlediğini gösteriyor. Yani önce 1. silindir, ardından 12. silindir, ardından 4, 9, 2, 11, 6, 7, 3, 10, 5 ve 8…

ORDINE DI ACCENSIONE - Yani İtalyanca diyor ki; ateşleme sırası.
ORDINE DI ACCENSIONE – Yani İtalyanca diyor ki; ateşleme sırası.

Concorde’nin Önünde Saygı Duruşu

Concorde, benim için tüm zamanların en asil ve en özel uçağıdır. Öyle tahmin ediyorum ki sonsuza kadar da öyle kalmaya devam edecek…

Size uzun uzun Concorde’nin hikayesini anlatmayacağım. Zamanında anlattım zaten, merak edenler buraya tıklayarak 2012 yılında yazdığım yazıyı inceleyebilir. Burada onunla baş başa geçirdiğimiz çok özel birkaç dakikadan bahsedeceğim.

Birkaç sene önce onu ziyarete gittim. Paris’te bulunan Le Bourget Havacılık ve Uzay müzesi, prototip, yani ilk Concorde’nin (Concorde 001) sergilendiği yerdir. Ayrıca Air France filosundan emekli bir Concorde’de aynı hangarda yer almaktadır.

Le Bourget Havacılık ve Uzay müzesi izlenimlerimi kokpit.aero sayfası için yazmıştım. Dilerseniz o yazıya da buradan ulaşabilirsiniz.

İki Concorde’nin sergilendiği hangara doğru yürürken heyecandan uçuyor gibiydim. Aşırı heyecanlandığım için giriş ile hangar arasındaki yolda neler düşündüm, neler yaptım açıkçası ben de çok net hatırlamıyorum. Hangara girdiğimde “aman tanrım!” dedim. Düşündüğümden çok daha ihtişamlı, çok güzel gözüküyordu. Gel de aşık olma!

concorde_muze

Zamanla ilgili bir sıkıntı yaşamamak için sabahın erken saatlerinde müzeye gelmiştim. O gün, öğleden önce Concorde hangarında bir davet düzenlenecekti ve bu yüzden Concorde hall öğleden sonra ziyarete açıklacaktı. Tabi, beni tutabilene aşk olsun! İçeri girer girmez saf aşıklar gibi dalıp gitmişim. O ara da yanıma bir güvenlik görevlisi geldi. Kapalı olduğunu söyleyip duruyordu. Daha sonra içeride daha yetkili bir abi buldum ve İstanbul’dan sırf Concorde’yi ziyaret etmek için geldiğimi söyledim. Sağ olsun, bana biraz zaman tanıdı ve her iki uçağında kabinine girerek biraz olsun heyecanımı yatıştırdım. Ona uçarken binmek kısmet olmadı ama yerdeyken Concorde’ye binmiştim. Öyle ya da böyle, artık ben de Concorde’ye binen özel insanlardan birisiydim.

Concorde hangarındaki davet bitti ve öğleden sonra hall tekrar ziyarete açıldı. Aylardan kış, günlerden Çarşamba olduğu için etraf hayli tenhaydı. Aylardır, hatta belki yıllardır hayalini kurduğum şeyi gerçekleştirmek için süper bir ortam! Telefonumdan aşağıda izleyeceğiniz, kim tarafından hazırlandığını bilmediğim ama her izlediğimde tüylerimi diken diken yapan videoyu açtım, kulaklığımı taktım, Concorde’nin karşısına geçtim. Tam karşımda gerçek bir Concorde, ekranda binlerce kez izlediğim bu harika video. Evet, o dakikaların hayatımın en güzel zamanları sıralamasında yeri hayli yüksek…

Hoşçakal yaz! Seni özleyeceğiz…

Bu gece yaza veda ediyorum. Teknik anlamda günler önce sona ermiş olsa da, psikolojik anlamda birçoğunuz gibi ben de son veremedim. Bu akşam, sonuna geldiğimiz hafta ile birlikte yaza da veda etmeye karar verdim.

Zaten çok yakında havalar soğumaya başlayacak (hissediyorum). İşte o zaman mecburen yaza son vermiş olacağız. Yine gittiğimiz her mekanda duman altı olmamış kapalı bir köşe aramaya başlayacağız, yine dışarıda durmak cesaret gerektirecek, yine grip olacağız falan filan.

Kışın da kendince güzellikleri yok değil tamam ama yaz çok güzeldi be…

Aksam üzeri bir kapri, bir tişört ile kendini dışarı atıp hiç kapalı bir mekana girmeden sabahlayabilmek, son sürat giderken arabanın camlarını sonuna kadar açabilmek, saatlerce yüzmek… Aylarca beklemek zorundayız.

Yarından itibaren montla gezmeye başlayabilirim. Çünkü kış gelmeden, tekrar yaz gelmeyecek.

Hoşçakal yaz… Seni çok seviyoruz, özletme kendini!

Nedense "yaz" deyince aklıma hep bu fotoğraf karesi geliyor. Aylarca bakıp bakıp avunacağım artık. (Merak edenler için; TC-SAF / Boeing 737-700 Wingletsiz)
Nedense “yaz” deyince aklıma hep bu fotoğraf karesi geliyor. Aylarca bakıp bakıp avunacağım artık. (Merak edenler için; TC-SAF / Boeing 737-700 Wingletsiz)