Bitlis’te Düşen İngiliz Uçağı Ne Taşıyordu?

Bugün Süphan Dağı’na düşen bir kargo uçağının ardında bıraktığı esrarın peşinden koşacağız…

Soğuk savaş yılları ne kadar çok sevdiğimi daha önce defalarca söyledim. Neden biliyor musunuz? Çünkü merak edilmeye değer o kadar şeyi kucaklamış ki ikinci dünya savaşında oluşan iki kutuplu dünya. Peki, Türkiye bu işin neresinde? Yani soğuk savaş yıllarında gizli kapaklı bir süre oyun dönerken, casusluk faaliyetleri almış başını giderken Türkiye’de hiç mi enteresan şeyler olmuyordu? Olmaz mı ya? Türkiye, her zaman soğuk savaşın kritik bir oyuncusuydu. Haliyle, bir zamanlar Türkiye’de de çok enteresan şeyler oldu… Okumaya devam et “Bitlis’te Düşen İngiliz Uçağı Ne Taşıyordu?”

Uçak kazasından kurtulmak…

Uçak kazasından kurtulmak mümkün mü? Kesin bir yolu yok ama şans sizinle birlikteyse evet…

Bir uçak kazası genellikle çok kaotik sonuçlar doğurur. Kaza yaşandıktan dakikalar sonra dünya gündemine oturur, herkesin ilgisini çeker ve genellikle uçakta bulunanların hepsi hayatını kaybeder. Ve bu ihtimaller, her uçak yolculuğundan önce aklımıza gelir…

Bindiğiniz uçağın kaza yapma ihtimali bilmem kaç milyonda bir iken, eğer o uçak kaza yaparsa hayatta kalma ihtimaliniz de tahmin edebileceğiniz gibi çok düşüktür. Ama tabii ki her zaman bir ihtimal daha var. O da yaşamak mı dersiniz? Okumaya devam et “Uçak kazasından kurtulmak…”

Tupolev 154… Gerçekten “uçan tabut” mu, değil mi?

Tupolev 154, Rusya’nın Soçi kentinden yaşanan kazanın ardından ardından herkesin merak ettiği bir model haline geldi. Peki, Tupolev Tu-154 nasıl bir geçmişe sahip?

Öncelikle, Tupolev 154’ün en hızlı yolcu uçağı olduğu gibi bir detayı paylaşıp dikkatinizi çekmekle başlamak istiyorum. Concorde ya da Tupolev Tu-144 gibi servisten kaldırılan modelleri saymazsak, havacılık tarihinin en hızlı yolcu uçağı Tupolev 154’tür. Maksimum 606 knot yani 975 km/s hıza çıkabilmektedir. Seyir irtifasında, kuyruk rüzgarı yeterli olursa neredeyse ses hızında uçabilmektedir… Okumaya devam et “Tupolev 154… Gerçekten “uçan tabut” mu, değil mi?”

Bir DC-10 On Binlerce Parça Oldu!

Başlık tüylerinizi diken diken edebilecek kadar korkunç. İlk etapta bir uçak kazasından bahsediliyor zannedebilirsiniz. Ama yanılıyorsunuz. Geçmişte kısa bir yolculuğa hazır mısınız?

Yıl 1978, aylardan Haziran… Hayat Dergisi’nin kapağını süsleyen sarışın güzelin (Gaye Howard) sol tarafında Türk Hava Yolları’na ait bir McDonnell Douglas DC-10’nun fotoğrafı göze çarpıyor. Başlık çok iddialı; “Bir DC-10 on binlerce parça oldu.” Kapaktaki fotoğrafı ve başlığı görünce aklıma hemen 1974’te yaşanan DC-10 faciası geliyor. Haberin onunla alakalı olup olmadığı merakıyla hızla sayfaları çeviriyorum. Derginin 10, 11, 12 ve 13. sayfaları DC-10 haberine ayrılmış. Haberin içeriğine göz atınca işin aslı ortaya çıkıyor. Okumaya devam et “Bir DC-10 On Binlerce Parça Oldu!”

Trajedinin ardından; 150 Cesede 1 Gece Boyunca Bekçilik Yapan Polisler

Düşünün, havada yer etmiş ve dağılmak bilmeyen kesif bir jet yakıtı kokusu, demir yığınları ve 150 kişinin parçalanmış cesetleri arasında koca bir gece geçirmek…

Bazen çok merak ettiğin halde, öğrenmek istemezsin…

Geçtiğimiz yılın Mart ayında yaşanan ve son derece kaotik sonuçlar doğuran Germanwings kazasını hatırlarsınız. Acı detaylar hala son derece taze. Bugün, bu feci olayla ilgili satır arasında kalmış bir detayın üzerinde duracağız. Okumaya devam et “Trajedinin ardından; 150 Cesede 1 Gece Boyunca Bekçilik Yapan Polisler”

#MS804 Mısır Havayolları Kazası (19 Mayıs 2016)

Dünya, 19 Mayıs 2016 sabahına Akdeniz’in ortasından gelen kötü bir haberle uyandı.

Mısır Havayollarına ait bir Airbus A320, taşıdığı 66 kişiyle beraber bir anda radar ekranlarından kayboldu. Uçağın başına tam olarak ne geldiği halen bilinmiyor. Şimdi neler bildiğimize bir göz atalım.

1- Şu ana kadar bildiklerimiz

Paris-Kahire seferini gerçekleştiren uçakta 56 yolcu ve 10 mürettebat olmak üzere toplam 66 kişi bulunuyordu. Yolculuğunun büyük bölümünü tamamlayan uçak kısa bir süre sonra iniş için alçalmaya başlayacaktı ki yerel saatle 02:45’te radar ekranlarından kayboldu. Uçak kaybolduğu sırada 37 bin feet irtifadaydaydı ve hiçbir acil durum çağrısı yapmadı. Yunan kaynakları tarafından uçağın Yunanistan’ın Kerpe Adası yakınlarında Akdeniz’e düştüğü açıklandı.

2- Airbus A320 Ailesi

Boeing 737 serisinin ardından dünyanın en popüler yolcu jeti olma özelliğini taşıyor. 1987 yılında ilk uçuşunu yapan Airbus A320 modern dünyanın en gelişmiş ürünlerinden bir tanesi. Ama son dönemde adı birçok kazaya karıştı. Kısaca hatırlamak gerekirse:

28 Aralık 2014: AirAsia’ya ait bir Airbus A320 Java Denizi’ne düştü. 162 kişi hayatını kaybetti.

24 Mart 2015: Germanwings’e ait bir Airbus A320 Güney Fransa’da dağlık bir bölgeye düştü. Uçakta bulunan 150 kişiden kurtulan olmadı.

31 Ekim 2015: Rus Metrojet şirketine ait bir Airbus A321, Mısır’dan Rusya’ya giderken Sina Çölü’ne düştü. 224 kişi hayatını kaybetti.

3- Kazaya karışan uçak

Kazaya karışan Airbus A320 (reg. SU-GCC) 12 yaşındaydı. Üretildiği günden bu yana el değiştirmeyen ve sadece Mısır Havayolları tarafından uçurulan uçak 2003 yılının Kasım ayında operasyona başlamıştı.

4- Operastör Şirket Mısır Havayolları

Mısır’ın bayrak taşıyıcı havayolu şirketi olan Mısır Havayolları, 1932 yılında kuruldu. Filosunda toplam 63 uçak bulunuyor. Şirket tarihindeki en dikkat çekici kaza-kırım olayı 31 Ekim 1999 tarihinde yaşandı.

Kahire-New York seferini yapan Mısır Havayolları’na ait bir Boeing 767, taşıdığı 217 kişiyle birlikte Atlantik Okyanusu’nun serin sularına gömüdü.. Kazanın sebebi ise çok çarpıcı. Uçağı uçuran pilotlardan bir tanesi, kokpitte yalnız kaldığında intihar etmek için kullandığı uçağı düşürmeyi seçmiş.

5- Terör saldırısı olabilir mi?

Uçak seyir irtifası olan 37 bin feet yükseklikte iken hiçbir acil durum çağrısı yapmadan kayboldu. Uçuşun en güvenli evresi olan düz uçuş esnasında, uçakta bir teknik arıza yaşansa bile pilotların mücadele etmek için yeterli zamanı vardır. En azından durumu hava trafik kontrolörü ile paylaşırlar. Uçaktan hiçbir acil durum çağrısı gelmemesi ve 37 bin feet irtifada iken radar ekranından bir anda kaybolması terör saldırı ihtimalini güçlendiriyor.

6- Bundan sonra ne olacak?

Benzer olaylarda olduğu gibi, uzun bir araştırma süreci sonunda dün gece neler yaşandığını öğrenmemiz mümkün olacak. Öncelikle uçağın enkazına ulaşılacak ve mümkün olan her detay göz önüne alınarak olayın nedenleri ortaya konulacak.

Havacılığın korkunç yüzüyle tekrar karşılaşmamak dileğiyle…

Germanwings Kazasının Perde Arkası

Psikolojik sorunlarla boğuşan bir pilot tarafından uçurulan bir uçak, sonrasında yaşanan trajedi ve bir uçak kazasının perde arkasında kalan hikaye…

24 Mart 2015 tarihinde Fransa’nın güneyinde yaşanan trajediyi hatırlarsınız. Barselona’dan Düsseldorf’a gitmek için havalanan bir Airbus A320 seyir irtifasına tırmanmıştı ve planlanan rotası dahilinde Almanya’ya doğru uçuyordu. Ancak, şaşırtıcı bir şekilde hızla alçalmaya başlayan uçak dakikalar içinde çok şiddetli bir şekilde Fransa’nın güneyindeki dağlara düşmüştü. Olay sonucu 144 yolcu ve 6 mürettebattın tamamı hayatını kaybetmişti. Okumaya devam et “Germanwings Kazasının Perde Arkası”

Bir Uçak Kazasıyla İlgili Yıllar Sonra Ortaya Çıkan Gerçekler

1992 yılında Libya’da yaşanan bir Boeing 727 faciasına dair gerçekler 20 yıl sonra ortaya çıkıyor, olayın ucu dönüp dolaşıp Lockerbie Faciası’na dayanıyor. İşte, havacılık tarihinin az bilinen ilginç olaylarından bir tanesi…

Tarih 22 Aralık 1992…

Libya Havayolları’na ait bir Boeing 727, Bingazi-Tropoli seferi için 147 yolcu ve mürettebatla birlike Bingazi’den havalanmıştı. 157 kişi taşıyan Boeing 727, Tropoli Havalimanı’na inişi sırasında, Libya Hava Kuvvetleri’ne ait bir MIG-23 savaş uçağı ile çarpışmıştı. Çarpışma sonrasında MIG-23’te bulunan pilot ve eğitmeni fırlatma koltuğu ile uçaktan ayrılmış ve hayatta kalmayı başarmıştı. Boeing 727 ise bu havada çarpışma vakası sonucunda düşmüştü ve uçakta bulunan 157 kişiden kurtulan olmamıştı. Okumaya devam et “Bir Uçak Kazasıyla İlgili Yıllar Sonra Ortaya Çıkan Gerçekler”

Dünyanın En Büyük Uçak Kazası; Tenerife Faciası

Kanarya Adaları size deniz, güneş, kum gibi gülümseten detayları hatırlatıyorsa ve bunun böyle kalmasını istiyorsanız bu yazının devamını okumayın. Çünkü okuduklarınızdan yola çıkarak hayal gücünüzde canlandıracağınız şeyler artık size Kanarya Adaları ile ilgili çok daha farklı şeyler hatırlatacak. Belki de her hatırladığınızda tüylerinizi diken diken edecek şeyler…

Takvimler 27 Mart 1977’yi gösterdiğinde, Kanarya Adaları’nın en büyüğü olan Tenerife Adası insanlık tarihinin en ölümcül, en yıkıcı ve belki de en ibretlik havacılık kazasının ev sahibi oldu. Sisli bir Pazar günü Tenerife Adası’nın en büyük şehri Santa Cruz de Tenerife’de yaşanan facia arkasında yüzlerce cansız beden, binlerce yaşlı göz, iki dev Boeing 747 enkazı ve tüm dünyaya büyük bir ders bıraktı. Okumaya devam et “Dünyanın En Büyük Uçak Kazası; Tenerife Faciası”

Suçu pilota yüklemek; Almanlar bunu daha önce de yapmıştı!

“Havacılıkta güvenliğin odak noktasına pilotlar konulur ve her uçak kazasından sonra ilk suçlananlar pilotlardır. Öyle tahmin ediyorum ki, otoriteler tarafından büyük bir krizi atlatmanın en kolay yolu olarak görünen şey de bu.”

Dünya, 24 Mart 2015 Salı sabahında Fransa’nın güneyinden gelen acı bir haberler sarsıldı. Germanwings şirketine ait D-AIPX kuyruk tescilli Airbus A320, Barselona-Düsseldorf seferi sırasında Fransız Alpleri’nde düştü. Uçakta bulunan 144 yolcu ve 6 mürettebattan kurtulan yoktu. Olaydan birkaç saat sonra ulaşılan enkaz alanındaki manzara tek kelimeyle korkunçtu. Uçağa ait en büyük parça küçük bir otomobilin boyutlarını geçmiyordu. Birkaç futbol sahası büyüklüğündeki bir alana yayılmış enkaza bakıldığında çok net anlaşılıyordu ki; bir uçak kazası ne kadar şiddetli olabilirse, bu kaza da o kadar şiddetli olmuştu.

d-aipx

Olaydan sonra, kazaya neyin sebep olduğunu ortaya çıkartmak için derhal soruşturma başlatıldı. Kazadan bir gün sonra, yani 25 Mart 2015 tarihinde uçağın her iki karakutusu da bulundu. Artık bazı sorular cevap bulabilecekti.

Bugün, yani 26 Mart 2015 tarihi itibari ile New York Times tarafından bir iddia ortaya atıldı. İddiaya göre, kazanın oluşumu sürecinde pilotlardan biri kokpitte değildi. Yani bir şekilde (tuvalet için vb.) kokpitten çıkmış ve tekrar geri dönememişti. New York Times’in iddiasına göre CVR (Kokpit Ses Kayıtçısı) verilerine göre, kokpit dışındaki pilot tekrar kokpite girebilmek için ısrarla kapıyı çalıyor, hatta yumrukluyordu.

Eğer durum gerçekten böyleyse, herkesin aklına gelen en güçlü ihtimal; kokpitte kalan pilotun intihar etmek için böyle bir yol seçmiş olmasıdır. Havacılık tarihinde daha önce pilot intiharları yaşanmıştır. Hatta yakın zamanda diyebileceğim 29 Kasım 2013 tarihinde benzer bir olay yaşanmıştır.

Mozambik Havayolları'na ait Embraer 190
Mozambik Havayolları’na ait Embraer 190

29 Kasım 2013 tarihinde, Mozambik Havayolları’na ait bir Embraer 190 tipi yolcu uçağı, Maputo-Angola seferi sırasında çok şiddetli bir şekilde çakıldı. Uçağın Brezilya’lı kaptan pilotu, ikinci pilot tuvalete gidince kokpit kapısını kilitlemiş ve uçağı otomatik pilottan çıkararak dalışa geçirmiştir. Uçakta bulunan 33 kişinin tamamı bu olayda hayatını kaybetmiştir.

Mısır Havayolları'na ait SU-GAP tescilli Boeing 767-300ER
Mısır Havayolları’na ait SU-GAP tescilli Boeing 767-300ER

Pilot intiharları arasında en çok dikkat çeken bir diğer olay ise 31 Ekim 1999 tarihinde Atlas Okyanusu üzerinde yaşanmıştır. Mısır Havayolları’na ait bir Boeing 767-300ER, taşıdığı 217 kişiyle birlikte okyanusun soğuk sularına gömülmüştür. Uzun yıllar süren kaza soruşturması sonucunda, tıpkı yukarıda bahsettiğim olayda yaşandığı gibi, pilotlardan biri tuvalete gitmek için kokpiti terk etmiş ve bu sırada kokpitteki diğer pilot uçağı dalışa geçirerek, sorumlu olduğu yüzlerce kişiyle birlikte intihar etmiştir.

Tekrar Germanwings kazasına dönüyoruz.

Bugün ortaya atılan bir başka iddia ise, ne yazık ki mide bulandırmaya başlamıştır. İddiaya göre uçuş verilerini kaydeden karakutunun (FDR) içindeki bilgileri saklayan çip kayıpmış. Yani uçakla ilgili yüzlerce parametreyi an be an kaydeden cihazın içindeki bilgilerden mahrum kalınacak. Umarım bu iddia da doğru değildir.

Şimdi gelelim asıl konumuza…

Enkaz alanında bulunan karakutu, kazanın şiddetini gözler önüne seriyor.
Enkaz alanında bulunan karakutu, kazanın şiddetini gözler önüne seriyor.

Olayla ilgilenen herkesin çok iyi bildiği gibi, kaza yaşandıktan dakikalar sonra herkesin gözüne batan bir detay vardı. Düşen uçak 24 yıldır servisteydi. Airbus fabrikasından 1991 yılında çıkmıştı. Üretilen 147. Airbus A320 idi.

Bir yanlış anlaşılma varsa hemen düzeltelim; kesinlikle uçak yaşlı olduğu için düşmüştür gibi bir ima yok!

Havacılık dünyasında herkesin çok iyi bildiği gibi; yaşlı uçak yoktur, bakımsız uçak vardır. Bunun en iyi ispatı da Amerikan ordusunun hala kullandığı Boeing B-52 tipi bombardıman uçaklarıdır. 1955 yılında hizmete giren B-52’ler, günümüzde halen uçmaktadır. Gökyüzünde 60 sene geçiren bu dev kuşların en az 20-30 sene daha hizmette kalması planlanıyor. Düşünebiliyor musunuz, ortalama insan hayatından daha uzun süre uçan uçaklar var…

Boeing B-52
Boeing B-52

Yani Germanwings’in düşen A320’si ister 24 yaşında olsun, ister 54 yaşında olsun, eğer bakımları düzgünse kazanın sebebi kesinlikle uçağın yaşıyla alakalı değildir. Ama ya bakımları düzgün değilse?

Bu durumda başta Germanwings’i bünyesinde barındıran Lufthansa olmak üzere, tüm Alman havacılığı her anlamda büyük sıkıntılar yaşayacaktır. Yolcu yakınlarına ödenecek yüksek tazminatların yanında, en büyük bedel kaybedilen itibar olacaktır. Dünya havacılığındaki gırtlak gırtlağa rekabet ortamında, Lufthansa gibi büyük bir şirketin, yolcularını yaşlı ve bakımsız bir uçağa bindirip feci şekilde ölmelerine sebep olmasını telafi edebilecek bir şey var mıdır?

Daha ilk andan, olayın bir pilotaj hatası olması ihtimali herkes tarafından düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyordu. Çünkü uçak sağlıklı bir şekilde seyir irtifasına tırmanmış ve rotasında ilerliyordu. Her ne olduysa bir anda irtifa kaybetmeye başladı ve düştü. Şu ana kadar bilinenler ile bir “pilotaj hatası” sonucunu çıkartmak çok zor.

Çok uzattım, geleceğim nokta şu ki; Almanlar kendilerini aklamak için “pilot intihar etmiş” yalanına mı hazırlanıyor?

Bu sabah gelişmeleri okuduktan sonra benim aklıma gelen ilk ihtimal buydu. Şuan da böyle bir konuda resmi açıklama yapmak yürek ister, ama olayın bu şekilde geliştiği yönünde insanları ikna edebilmek adına bir kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor olabilir.

Güncelleme: İkinci pilotun uçağı düşürdüğü yönünde resmi açıklama geldi.

Eğer sadece kokpit ses kayıtçısındaki verilere dayanarak ve bu ses kayıtlarını kamuoyu ile paylaşmadan olayın üzerini “pilot intiharı” olarak kapatmaya çalışırlarsa, buna asla inanmayacağım.

Almanlar hatalarını kabullenmek biraz zorlanan bir millet. 1958 yılına dönüyoruz…

6 Şubat 1958 tarihinde, Manchester seferi için Münih’ten havalanmaya hazırlanan İngiliz Havayolları’na ait Airspeed Ambassador tipi uçak, kalkışını gerçekleştiremedi ve pistten çıkarak yakınlardaki bir binaya çarptı. Parçalanan ve yanmaya başlayan uçaktaki 44 kişiden 23’ü hayatını kaybetmişti. Manchester United kafilesini taşıyan uçak, takımın 8 futbolcusunu da son yolculuğuna çıkartmıştı.

Kazaya karışan uçak tipi
Kazaya karışan uçak tipi

Uçağın kaptan pilotu James Thain, kazadan sonra hayatta kalmayı başarmıştı. Olaydan sonra yürütülen soruşturma sonucunda, uçağın kanatları üzerinde oluşan buzun kazaya sebep olduğu neticesine varılmıştı. Kanatlarda oluşan buzlanmayı kalkıştan önce fark edip önlem almadığı için James Thain kazanın tek sorumlusu olarak işaret edilmişti. Kaptan Pilot James Thain, her ne kadar kalkış öncesi kontrollerinde kanat buzlanması olmadığını söylese de suçlu bulunmuştu.

Ancak olayın aslı öyle değildi…

Kazanın ardından İngiliz Havayolları’ndaki görevine son verilen Kaptan Thain, tüm zamanını kazanın gerçek sebebini ortaya çıkarıp adını aklamak için harcadı. Thain’in iddiasına göre, o gün pist sonunda ezilmiş kar birikintileri vardı ve kalkış hızına ulaşmaya çalışan uçak pistin sonlarına doğru yoğunlaşan ezilmiş kar tabakasına girdiğinde birden hız kaybetmiş ve havalanamamıştı. Bunu ispatlamak Thain’in 10 yılını aldı. En nihayetinde İngiliz otoriteler, kazaya kanat buzlanmasının değil, havalimanı pistinde biriken kar tabakasının sebep olduğu sonucuna vardılar.

Yani ortada bir ihmal vardı ve bu ihmal Münih Havalimanı yetkililerinin ihmaliydi.

İngilizler, geçerli deliller ile kazanın havalimanı pistindeki bir sorun nedeniyle yaşandığını ispatlasalar bile Almanya bunu asla kabul etmedi ve suçlunun pilot olduğunu savunmaya devam etti.

Germanwings kazasının soruşturması şu ana kadar büyük bir şeffaflıkla yürütülüyor ve umarım öyle de devam eder. İlerleyen zamanda kimsenin aklında soru işaretleri kalmaması, her şeyin tüm gerçekliği ve delilleriyle ortaya çıkarılması dileğiyle.

Kazada hayatını kaybedenleri saygıyla anıyorum…