Üçüncü Dünya Savaşı’na Ramak Kala!

General MacArthur: Kuzey Kore’ye destek olmak için savaşa dahil olan Çin’i durdurmamız lazım. Mançurya’ya atom bombası atalım?

Truman: Üçüncü Dünya Savaşa mı başlatacaksın?

General MacArthur, görevden alınmadan hemen önce ABD başkanı ile aralarında geçen diyalog…

Soğuk savaşın bazı kırılma noktaları vardır ve bu noktaların bazılarında dünya gerçekten küresel boyutta bir nükleer savaşın eşiğine gelmiştir. Gerçi, küresel boyutta şeklinde bir ekleme yapmam biraz gereksiz oldu. Çünkü işin içine nükleer silahlar girdiğinde, olacakların bölgesel kalması pek mümkün değildi. Eğer taraflar birbirine girerseydi, bu savaşın bir kazananı olmayacaktı, dünyayı “kucağımıza alacaktık”. Zaten muhtemelen bugünlere gelebildiysek, tarafların bunun bilincinde olmasından kaynaklıdır.

Ama soğuk savaş döneminde herkes o kadar da aklı selim değilmiş. Heyecanının esiri olan ya da kolaya kaçan ihtiraslı bir komutanı da yad edelim.

Japon işgali altındaki Kore, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tıpkı Almanya gibi ikiye bölünmüştü. Sovyetler, kuzeydeki Japon birliklerini teslim alırken, güney tarafta Amerika vardı. Taraflar yerlerini almıştı, Sovyetler ve Çin’in desteklediği komünist kuzey ile müttefiklerin desteklediği antikomünist güneyin savaşı başlıyordu.

Türkiye’ninde NATO’ya girebilmek uğruna asker gönderdiği savaşın fitili 25 Haziran 1950’de ateşlendi. Üç yıl süren sıcak çatışmaların sonuna gelindiğinde, ne rejimler ne de sınırlar değişmişti. Sadece bölünme kalıcı hale gelmişti.

Türkiye’nin 724 şehit verdiği Kore savaşı, aslında halen devam etmekte. Çünkü, Kuzey ve Güney Kore arasında imzalanmış bir barış antlaşması mevcut değil. Farklı rejimlerin uç noktalarda hüküm sürdüğü iki ülke arasındaki gerginlik 63 yıldır devam etmekte.

Şimdi gelelim, Kore Savaşı’nın insanlığı nasıl dünyayı kucağına alma aşamasına getirdiğine.

Müttefik kuvvetleri komutanı, Amerikalı General MacArthur, savaşın hararetli dönemlerinden birinde Çin’in Kuzey Kore’ye yardım etmek için savaşa dahil olmasını pek büyük bir heyecanla karşılar. Bu heyecanla, ABD Başkanı Truman’a çılgınca bir öneride bulunur. General’e göre, Mançurya’ya atılacak bir atom bombası, Çin’i durduracak ve muhtemelen savaşı bitirecektir.

1949 yılının Ağustos ayında, atom bombası konusunda Amerika’nın tekeli kırılmıştı. Sovyetler, ilk atom bombalarını üretmiş ve test etmişlerdi. Bu durumun farkında olan ve Sovyetler ile girişilecek bir nükleer savaşın galibi olmayacağını çok iyi bilen Truman’ın yanıtı sert olur; “Üçüncü Dünya Savaşı mı çıkartacaksın?”