Ulucanlar Cezaevi’ni Ziyaret

Ulucanlar Cezaevi Müzesi’ni tek başınıza gezmek, ölmeden önce yapacağınız şeylerden bir tanesi olsun…

Kerem Gök / keremmgokk@gmail.com

Ankara’ya gelmeden önce hazırladığım listenin en başlarında Ulucanlar Cezaevi Müzesi’ni gezmek vardı. Geçtiğimiz Cuma günü oradaydım…

Türkiye’nin çalkantılı siyasi tarihinde birçok ünlü ismin yolu Ulucanlar Cezaevi’nden geçmiştir. Başta Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan olmak üzere yakın Türkiye tarihine damga vuran idamlardan bazılarının infazı Ulucanlar Cezaevi’nin avlusundaki kavak ağacının altında gerçekleştirilmiştir. Son olarak 1999 yılında çıkan bir isyan ile adını bir kez daha tarihe yazdıran Ulucanlar onlarca kişiye mezar olmuş ve başta darbe dönemleri olmak üzere, daima acımasız işkenceler, kötü koşullar, insanlık dışı bir ortam ile anılmıştır.

Özet olarak Ulucanlar Cezaevi bu yüzden özeldir ve bir dönem işlenen insanlık suçlarını göz önüne sermek için 2010 yılında müzeye çevrilmiştir.

Soğuk bir Ankara gününde mutlaka burayı ziyaret etmenizi öneriyorum. Tek başınıza olmanızda, atmosferi hissedebilmeniz açısından ayrıca önemli.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi'ni gezmeye böyle bir koridordan geçerek başlıyorsunuz.
Ulucanlar Cezaevi Müzesi’ni gezmeye böyle bir koridordan geçerek başlıyorsunuz.

Girişte böyle uzun, karanlık ve soğuk bir koridorla karşılaşıyorsunuz. Daha o anda ortamın gerilimine kapıldığınızı fark edeceksiniz. Hangi psikoloji ile oraya girdiğiniz fark etmez. Koridorun sonunda kendinizi çok kötü hissedeceğinizi garanti ediyorum.

Meşhur "Hilton" koğuşu...
Meşhur “Hilton” koğuşları…

Koridoru çıktıktan sonra 9 ve 10. koğuşları göreceksiniz. “Hilton Koğuşları” ya da “Ankara Hilton” olarak da anılan iki koğuşun bu lakabı almasındaki sebep Ankara manzaralı olmalarıdır. Başta Bülent Ecevit, Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Hikmet gibi bir çok ünlü isim bu koğuşlarda kalmıştır.

Sözü edilen Ankara manzarası bundan ibaret...
Sözü edilen Ankara manzarası bundan ibaret…

Hem yurtiçinde hem yurt dışında iyi-kötü müze deneyimi olan biri olarak gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki o dönemin atmosferini hissettirmek adına oluşturulan işitsel tema fena sayılmaz. Odaların bulunduğu koridorda yankılanan seslerle bir an kalp atışlarımın kontrolsüzce hızlandığını fark ettim. Aşağıdaki video bunu çok iyi yansıtamamış ama yine de izleyince ne demek istediğimi bir nebze daha iyi anlarsınız diye umuyorum…

http://www.youtube.com/watch?v=WPK1IsKSrkM

Müzenin her yerindeki duvarlarda geçmişe dair birçok fotoğraf mevcut. Birçoğunu ilk kez göreceğinize eminim.

ulucanlar-3

Bir koğuş mutfağı, hemen arkasında da tuvalet ve banyo var. Şartlar içler acısı. Üstelik bu, müze için düzenlenmiş ve temizlenmiş hali…

ulucanlar-6

ulucanlar_kogus1

Bir koğuş görünümü, duvarlarda mahkumlardan kalan posterler afişler var. Fenerbahçe’den tutun yabancı film afişlerine kadar birçok materyal mevcut.

ulucanlar-8

Ama benim en çok ilgimi çeken bir dolabın üzerine iliştirilmiş şu fotoğraf oldu. İster algıda seçicilik deyin, ister başka bir şey. Ama çok ironik olduğu kesin…

ulucanlar_avludaki_agac

Denizler işte bu ağacın altında idam edildi…

ulucanlar_muze

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan’ın idam yaftaları başta olmak üzere birçok özel parça ve ünlü mahkumların kişisel eşyaları bu koğuşta sergileniyor. Hüseyin İnan’ın idamı ardından, önü kesilerek çıkarılan atleti aralarında beni en çok etkileyendi.

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan'a ait idam yaftaları.
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan’a ait idam yaftaları.
Hüseyin İnan'ın atleti.
Hüseyin İnan’ın atleti.

ulucanlar_cezaevi_daragaci

Çıkışta böyle uğurluyor Ulucanlar sizi. Darağacının üzerinde bulunan Türkiye’de idam cezasının kaldırıldığı bilgisi sizin içinizi ne kadar rahatlatır bilmem ama beni hiç tatmin etmiyor. Bir Türk genci olarak Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nden çıktığım zaman “oh be, ne bedeller ödenmiş burada ve artık o günler geride kaldı” diyebilmeyi çok isterdim. Ama hala “düşünmek” o kadar da masum bir şey olarak görünmüyor. Otoritenin görüşünü benimsememek, muhalif olmak bugün ne kadar serbest bu ülke de? Benim içim pek rahat değil…

KEREM GÖK STORE AÇILDI! BENCE BİR GÖZ ATIN...

"TÜRK SİVİL HAVACILIK TARİHİNE DAMGASINI VURAN UÇAK KAZALARI"